(6762 S. K. m. 669, 670)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.11.2003 tarih ve 2003/79-2003/307 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, esnaf olan müvekkilinin borçlu davalıdan aldığı 27.2.2003 tanzim-5.4.2003 vade tarihli 2.250.000.000 bedelli ve 27.2.2003 tanzim-10.4.2003 vade tarihli 2.000.000.000 bedelli bonoları kaybettiğini ileri sürerek bonoların ödemeden men'i ile iptaline karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalı vekili, yetki itirazında bulunarak davaya Balıkesir Mahkemelerinde bakılması gerektiğini, ödeme defini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalının ikametgahının Balıkesir olduğu, bonoya bağlı borçların aranacak borçlardan olduğundan genel yetki kuralının geçerli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Balıkesir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı dahili davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK.nun 669. maddesi uyarınca bonoların iptali istemine ilişkindir. Dava, önce hasımsız açılmış olup, daha sonra keşideci İ.'in dilekçe ile mahkemeye başvurması üzerine mahkemece bu şahsın davaya dahil edilmesi ve kendisine davetiye tebliğ ettirilmesi için davacı vekiline süre verilmiş, dahili davalının yetki itirazının kabulüyle yazılı hüküm kurulmuştur. TTK.nun 669. maddesine göre zayi nedeniyle senet iptal davalarının hasımsız olarak açılması gerekir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları da bu yöndedir. TTK.nun 670. maddesi gereğince, dava devam ederken ortaya çıkan yetki itirazında ve ödeme def'inde bulunan İ. hakkında bonoların istirdadı için dava açmak üzere davacıya münasip bir süre verilmesi ve hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, davaya ithal suretiyle husumet tevcihinin mümkün olmadığı düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy