(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.03.2003 tarih ve 2002/738-2003/229 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının işyerinde kaçak elektrik kullandığının belirlendiğini, toplam alacağın tahsili için başlatılan takibin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini, %40 icra-inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne, icra-inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Takip talebinde, kaçak elektrik kullanımına ilişkin faturaların bedelleri ile gecikme faizi ve KDV miktarları toplamının tahsilinin istendiği dayanak belgeler içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece, kaçak elektrik bedeline ilişkin faturalarda yazılı meblağların toplamını bildirmekle yetinen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Oysa, davalı sözleşme yapmayarak, kaçak elektrik kullanmış ve haksız eylemde bulunmuş ise de, sözleşmenin tarafları için geçerli olan tarife hükümlerinin, bu hizmetten faydalanan davalıyı da bağlayacağının kabulü gerekir. Tespitten sonra, kullanım bedeli tarife hükümlerine göre fatura edilmiş, ödemesi için davalıya süre verilerek, tebliğ edilmiş, davalı, verilen süreye rağmen ödemede bulunmamıştır. Bu durum karşısında, kullanım bedelini ödememe nedeniyle tarife hükümleri uyarınca, ödeme tarihi ile takip tarihi arasında kalan süre için tahakkuk eden gecikme zammı ve bunun KDV'nden de davalının sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davalı vekili, raporu kabul ettiğini yazılı olarak bildirmiş ise de, bu beyan, gecikme zammı ve KDV'sine ilişkin hesaplama yapılmadığı da açıklanan raporun, hesaplama yapılan bölümünün doğru olduğuna yönelik bir beyan olup, esasen son oturumda, bu dilekçesine karşı mahkemece beyanı sorulan davacı vekili, istem gibi karar verilmesini istemiştir.
O halde, tarife hükümlerine göre gecikme zammı ve bunun KDV miktarlarının da hesaplatılması, asıl alacak niteliğindeki fatura bedellerinin ilavesiyle toplam alacağın bulunması, asıl alacağa takip tarihinden itibaren gecikme faizi yürütülecek şekilde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy