(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.10.2003 tarih ve 2003/59-2003/255 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin E. B. ile birlikte Y. E.'den üyelik hakkını devraldığını, araçtaki ortaklığını E. B.'a devrettiğini, daha sonra araç satın alarak işe başlamak için davalıya müracaat ettiğini ancak davalı tarafından müvekkilinin ihracına karar verildiğini, verilen kararın yerinde olmadığını ileri sürerek ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihraç tarihinde davacının taşıyıcılığı meslek edinmiş esnaf konumunda olmadığını, kooperatifin amacına uygun araç maliki de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çıkma kararından önce davacının aracını satmakla üyelik şartlarını kaybettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kooperatiften ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Davalı kooperatifin yönetim kurulu tarafından 13.03.2001 tarihinde verilen karar uyarınca Y. E.'e ait tek ortaklık payının davacı A. ve dava dışı E.'e devri kabul edilmiştir. Davacı, dava dışı E. ile ortak mülkiyetinde bulunan araç üzerindeki hakkını 12.03.2002 tarihinde noterden yapılan kati satış sözleşmesi ile E.'e devretmiştir. Davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından 28.05.2002 tarihinde A. Y.'nun araç üzerindeki haklarının tamamını ortağına sattığı, bu nedenle ana sözleşmede yazılı üyelik koşullarını taşımadığı gerekçesiyle ihracına karar verilmiştir. Davacı diğer ortağa araç üzerindeki hakkını devretmiş olup, kooperatif ortaklık hakkını devretmemiştir. Taşıyıcı kooperatifi ortağı bulunanın aracını satması ortaklık sıfatını kaybetmesini gerektirmez. Ortağın yeniden araç sahibi olması ihtimali bulunduğundan, bu konuda kooperatif tarafından ortağa makul bir süre içinde araç sahibi olması yönünde ihtarda bulunulması, verilen sürede bu şartı yerine getirmediği takdirde ihraç edilmesi hayatın olağan akışına, iyi niyet kurallarına ve kooperatifin amacına uygun olacağından öncelikle bu hususların araştırılması gerekmektedir.
Davaya konu somut olayda; davacıya aracı üzerindeki haklarını devrettikten sonra makul bir süre içinde kooperatifin amacına uygun motorlu bir araca sahip olması yönünde ihtar yapıldığına dair dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. İhraca ilişkin kararda da, davacının aracı üzerindeki haklarını sattığı için ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmasına göre, alınan ihraç kararı usulüne uygun değildir. Davacının daha sonra araç satın aldığı iddiasında bulunulmasına göre, mahkemece davacının kooperatifin amacına uygun motorlu taşıtı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bulunduğu takdirde davacının ortaklık payına sahip olduğu gözetilerek üyelikten ihracına ilişkin kararın iptali gerekmektedir. Davacının aracı olmadığının anlaşılması halinde ise, bu durumda da davacıya motorlu araç edinmesi için kooperatif tarafından makul bir sürenin verilmesi sağlanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy