(1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada D. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.06.2004 tarih ve 2001/346-2004/403 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.02.2006 günde davacı avukatı Y. K. ile davalı avukatları E. D. ve M. K. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin donatanı bulunduğu geminin taşıdığı kömür yükünün davalıya ait İ. Limanı'nda davalı işçilerince tahliyesi sırasında sahil vinci operatörünün dikkatsizliği sonucu halat ve vince bağlı kepçenin sallanarak geminin 6 ve 7 nolu ambalajları arasında yer alan 4 nolu vincin koluna çarpmasından dolayı geminin benzeri yüklere elverişliliğini kaybedecek derecede hasarlandığını ileri sürerek, ( 306.688 ) USD tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tahliye öncesi gemi kaptanının sözlü olarak ikaz edilmesine rağmen gemi vinç kabininde mürettebat bulundurulmaması ve vinç bomunun bağlanmaması nedeniyle hasarın meydana geldiğini, müvekkilinin kusura davalı sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlar ile benimsenen üçüncü bilirkişiler kurulu raporuna dayanılarak, davacının uğradığı zararın ( 206.481 ) USD ve olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline kanır verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, uyuşmazlığın temelini oluşturan kusurun varlığı ve dağılımı konusunda hükmün dayandırıldığı, 22.03.2004 tarihli son bilirkişiler kurulu raporu, içerim ve kurulun ara kararına aykırı oluşturulması bakımından hüküm kurmaya yeterli değildir. Bu raporda, davacı gemisinin ( 4 ) nolu vincinin bomunun bağlı halde iken tahliyeyi gerçekleştiren davalıya ait sahil vincinin çarpmasına aruz kalarak vinç kolunun ve altında bulunan ambar gazının hasarı anması nedeniyle davalıya % 70 kusur izafe edilmiştir. Oysa, gemi vinç bomunun bağlı olmadığı ve rüzgarın etkisiyle salınmış halde iken, çarpma oluştuğu yönündeki keşifte dinlenilen davalı tanıklarının anlatımlarını esas alan 19.12.2002 havale tarihli ikinci bilirkişi kurulu raporu ile de aynı kusur dağılımı sonucuna varılması dayanak maddi verilerle çelişmektedir.
12.11.2003 tarihli ara kararla, kusur ve zarar konusunda önceki raporlarda beliren çelişkinin giderilmesi için birer gemi inşaat ve makine prosedürü ve uzak yol kapsamından oluşturulacak bilirkişiler kurulundan rapor alınması, karara bağlandığı ye bu yolda teskere yazıldığı halde istinabe mahkemesince ticaret hukuku ve deniz ulaştırma mühendisi öğretim üyesi ile kaptan bilirkişiden oluşturulan kuruldan alınan 22.03.2004 tarihli raporla sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, tazminatın ağırlıklı unsurunu oluşturan geminin sapma ve onarım süresince uğradığı gelir kaybı kaleminin hesaplanmasında, davacı gemisinin yaşı, tonajı mutad faaliyetleri ve bağlama limanı gibi olgular gözetilerek yeni bir navlun sözleşmesi ve taşıma işi için gerekli makul sürenin ne olduğu dikkate alınmadan bu kalem zararın ( 18 ) gün üzerinden hükmedilmesi isabetsizdir.
Mahkemece, oluşturulacak uzman bilirkişiler kurulundan kusur ve zararla ilgili olarak davalı vekilinin 21.04.2005 tarihli dilekçesindeki tüm itirazları karşılayıcı kusur ile ilgili olarak ta hasarlanan gemi vincinin rüzgar veya bomunun bağlı olup olmadığı ihtimallerine göre alternatifli görüş bildiren kapsam ve içerikte rapor alındıktan ve önceki raporlar arasında beliren çelişkiler aşıldıktan sonra yapılacak değerlendirme ile oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesinde zorunluluk görüldüğünden, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentteki nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacı dan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy