(818 S. K. m. 125, 309)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 20. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.12.2003 tarih ve 2002/557-2003/946 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen günde davacı avukatı İ. ile davalı avukatı G. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, keşidecisi Z., lehtarı H. olan 1.000.000.000 TL. bedelli bononun müvekkiline ciro edildiğini, ayrıca davalının keşide ettiği 76.000.000 TL. bedelli bononun lehdarının da müvekkili olduğunu, bu bono bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, ayrıca davalının keşide ettiği, lehtar ve cirantası davacı olan, hamil R. tarafından icra takibine konu edilen 1.500.000.000 TL. miktarlı bono bedelinin de davalı tarafından ödenmemesi üzerine R.'in alacağının müvekkiline temlik edildiğini, müvekkilinin 3 bonodan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek, 2.576.000.000 TL.nın bonoların vade tarihlerinden itibaren reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu senetlerin zamanaşımına uğradığını, protesto edilmeyen senetlerden dolayı müvekkiline müracaat edilemeyeceğini, müvekkilinin davacıya bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının 6.4.1998, 27.07.1998 vade tarihli bonolardan dolayı karz akdine dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğu, BK.nun 309. maddesi gereğince davanın süresinde olduğu gerekçesiyle, 76.000.000 TL.nın 5.7.2001 tarihinden, 1.500.000.000 TL.nın 01.08.1998 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasındaki sözleşme, ödünç sözleşmesi olup, BK.nun 125. maddesi hükmü gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, işbu davanın da süresinde açıldığının anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; Davacı vekili, taraflar arasındaki ödünç sözleşmesi gereğince, davacının davalıdan olan alacağının tahsilini istemiş, kanıt olarak da, davalının keşide ettiği bonolar ile davacıya davalı tarafından ciro edilen bonoları ibraz etmiştir. Dava konusu bonolardan 10.09.1998 keşide, 15.12.1998 vade tarihli, 1.000.000.000 TL bedelli olan bonoyu dava dışı Z. keşide etmiştir. Lehtarı davacı H. olan bononun arka yüzünde yazılı "Bu senet anahtar tesliminde ödenecektir" ibaresi "karalanmak" suretiyle iptal edildikten sonra, davacıya ciro edilerek teslim edilmiştir. Görüldüğü üzere, bu kaydın iptali, davalının davacıya cirosundan önce olup, keşideciye karşı ileri sürülebilecek olan bu kaydın, davalı tarafından davacı hamile karşı ileri sürülmesi mümkün bulunmamaktadır. Mahkemece, 1.000.000.000 TL.lık bono yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle bu talebin reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin "vekalet ücretine" yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bette açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 400.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy