(1086 S. K. m. 179) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Z. Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.05.2004 tarih ve 2004/67-2004/183 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda davacı şirkete kasko sigortalı araç, davalılara ait olduğu bildirilen binanın önünde park halindeyken, çatıda biriken karların düşmesi sonucunda hasara uğramıştır. Mahkemece, böyle bir olayın mevsim şartları da dikkate alındığında davalılarca önlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, çatıda biriken karların zamanında temizlenmesi ile zararın önlenmesi mümkündür. Ancak, binanın ortak kullanım yerlerinden olan çatıda biriken karların temizlenmesi işinden kaynaklanan bu zarardan kimin sorumlu olduğunun, diğer bir deyişle husumetin kime yöneltilmesi gerektiğinin de mahkemece belirlenmesi gerekmektedir. Zira Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, kat malikleri kurulu kararının gerektiren işlerde husumetin kat maliklerinin tamamına yöneltilmesi zorunlu iken, diğer bazı işlerde yöneticiye de husumet yöneltilebilmektedir. Ancak, somut olayın özelliği gereği, dava dilekçesinde bu yönde bir eksiklik yapıldığı tespit edilirse, mahkemece, bu eksikliğin pasif husumet ehliyetinin bulunmaması olarak değil, HUMK.nun 179/1 nci maddesi anlamında, temsilcide yanılma olarak değerlendirilmesi de zorunludur. O halde mahkemece, zarar sorumluları saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy