(6762 S. K. m. 4, 1009, 1015) (1086 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.07.2004 tarih ve 2002/1456 - 2004/744 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalının işlettiği gemide uzak yol kaptanı olarak çalıştığını, ücretinin ödenmemesi üzerine başlattıkları takibin, haksız itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra-inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davalının acentası olduğu gemide, uzak yol kaptanı olarak hizmet verdiğini iddia eden davacının, ücret alacağının tahsiline yönelik yaptığı takibe, davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Oysa temyize konu hüküm tarihinden önce, 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 sayılı Kanun ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4'ncü maddesine İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. şeklinde fıkra eklenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile İstanbul'da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulup, faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiş olup, bu hususlar aynı Kurul'un 24.03.2005 tarih ve 188 Sayılı Kararı ile de bir kez daha vurgulanmıştır.
Somut olayda, davacının dayandığı ücret alacağı, 6762 sayılı TTK'nun Deniz Ticareti başlıklı 4'ncü kitabında yer alan 1009'ncu ve 1015/1'nci maddelerinde düzenlenmiş olup, davanın görülüp sonuçlandırılmasının kural olarak Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görevine girdiğinin kabulü gerekmektedir. Ne var ki, aynı Dördüncü Kitap'ın Kaptan başlıklı üçüncü Faslı'nın Geminin ziyaı ve deniz iş hukukiyle bu fasıl hükümleri arasındaki münasebet başlıklı, 1015'nci maddesinin 2'nci fıkra hükmünde Deniz İş Kanunu'na tabi olan bir gemide çalışan kaptanın belli bir hukuki hadiseden doğan hakları, Deniz İş Kanunu'yla bu kanundan hangisinin hükümleri kaptanın daha lehine ise, o kanuna tabi olur hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin, uyuşmazlığa kendisinin mi, yoksa İş Mahkemesi'nin mi bakması gerektiğini tartışması gerekmektedir. Bu tartışmayı yapmak görevi, davanın açıldığı genel mahkemeye değil, özel mahkeme olan Denizcilik İhtisas Mahkemesi'ne aittir. Görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olup, HUMK'nun 7'nci maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, hükümden önce yürürlüğe giren yasal düzenleme nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy