(6762 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.09.2004 tarih ve 2004/48 - 2004/341 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma rizikolarına karşı sigortalı emtianın, davalı şirketçe gerçekleştirilen Türkiye-Ukrayna-Kazakistan taşıması sırasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle hasara uğradığını, 8.240 ABD Doları meblağındaki hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu taşımada taşıyan sıfatıyla hareket etmediğini dolayısıyla davada hasım gösterilemeyeceğini, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava konusu emtianın Derince Limanı'ndan Ukrayna/Ilıchevsk Limanı'na taşınmak üzere Groi Plevy isimli gemiye yüklendiği sırada davalı şirketin yaptığı hizmet sebebiyle fatura düzenlendiği, dava konusu taşımaya ilişkin konişmentoya göre taşıyan şirketin Ukrferri Gemicilik Şirketi olduğu gibi davalı tarafça ibraz edilen faturalardan, davalının acentelik hizmeti gördüğünün anlaşıldığı, bu durumda BK.'nun 32/2'nci maddesinin olaya uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1-) 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 sayılı Kanun ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4'ncü maddesine eklenen fıkra uyarınca iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. Değinilen Yasa ile ihdas edilen bu düzenleme doğrultusunda 19.07.2004 tarihli olurla İstanbul'da kurulan Denizcilik İhtisas Mahkemesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile faaliyete geçirilmiş olup, yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiştir.
Davaya konu uyuşmazlık ise, ara ve son taşıyıcı şirketler arasında ve deniz taşıması sırasında meydana geldiği iddia edilen zarar nedeniyle ödenen tazminat bedelinin rücuen tahsili istemine İlişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü 6762 Sayılı T.T.K.'nun Deniz Ticareti başlıklı dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirmektedir. Böyle bir uyuşmazlığın çözümüne dönük davanın görülüp sonuçlandırılacağı yargı mercii hükmün verildiği 30.09.2004 tarihinden önce kurularak faaliyete geçen İstanbul/Denizcilik İhtisas Mahkemesi olmalıdır. Bu nedenle kararın, öncelikle görev noktasından bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma neden ve kapsamına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy