(6762 S. K. m. 549)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.05.2004 tarih ve 1999/404-2004/277 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ve davalı Yaşar K.'ın ... Vitaminli Yem San.ve Tic.Ltd. Şti.'nin ortakları olup, ortaklar arasında mevcut huzursuzluk ve geçimsizlik nedeniyle ortaklığın çalışamaz hale geldiğini, ortaklar arasında açılmış davalar bulunduğunu ileri sürerek, TTK'nun 549/4.maddesi uyarınca anılan şirketin infisahına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin şirketin infisahını gerektiren bir eyleminin bulunmadığını, davacının kendi yarattığı durum neticesi açılan davaları bahane ederek şirketin infisahını talep etmekle haksız olduğunu, hiç kimsenin kendi hatasından yararlanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Şirket kayyımı Yaşar Yılmaz, davanın açılmasına neden olarak gösterilen tüm davaların davacının yarattığı sebeplerle açıldığını ve aleyhine neticelendiğini, şirket ortakları arasında şirketin infisahını gerektirir bir huzursuzluğun da söz konusu olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, feshi istenen limitet şirketin kötü idare edilmesine, gereği gibi verimli çalışamamasına şirket müdürü olarak görev yapan davacının kendisinin sebebiyet verdiği, davacının kendi kusurundan dolayı ortağı bulunduğu şirketin feshini talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, tarafların ortağı olduğu dava dışı limitet şirketin muhik sebeplere dayalı olarak feshi istemine ilişkindir. Feshi istenen şirketin tarafların ortaklığından oluştuğu ve taraflar arasında anlaşmazlıklar ile açılmış çeşitli davalar bulunduğu ileri sürülmüştür. Dosya incelendiğinde davalının şirketin aynı zamanda müdürü olan davacı aleyhine açtığı şirket müdürlüğünden azil davası sonucu davacının müdürlükten azline karar verildiği, yine davalının davacıya karşı ortaklıktan çıkarılması için dava açtığı, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların birbirlerine karşı suç işleme boyutuna varmış olup, davalının davacıya karşı etkili eylem suçunu işlediği iddiasıyla hakkında Asliye Ceza Mahkemesine açılan davanın 4616 sayılı Yasa uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği, şirketin mali durumuna ilişkin olarak resmi kurumlara yazılan yazılara gelen yanıtta şirketin vergi ve sigorta borçlarının bulunduğu, 1995, 1996 ve 1998 yıllarının matrahsız olduğu, şirketin kar etmediği ve verimli çalışmadığı anlaşılmış olup, esasen bu yönler mahkemece de kabul edilmesine rağmen davacının kusurlu bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosyada mevcut ceza mahkemesi kararı dikkate alındığında davalının da başka kişilerle birlikte davacıya karşı sabit eser meydana getirecek şekilde etkili eylem suçuna karıştığı, bu durumda taraflar arasındaki şirket ortaklığı ilişkisinden kaynaklanan çekişmenin davalının davacıya karşı fiziksel şiddet uygulaması boyutuna kadar vardığı, bu durumda davalının da kusursuz sayılamayacağı ve taraflar arasındaki bu çekişmelerden dolayı iki ortaklı şirketin amacına ulaşmasının olanaksız bulunduğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulü ile, şirketin feshine karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğine ve delillere uymayan gerekçe ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy