(6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada G. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.05.2002 tarih ve 2001/24-2002/10 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ç. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araçla çarpışan davacıya sigortalı araçta 7.400.000.000 TL.-hasar meydana geldiğini, davalı sürücünün 2/8 kusurlu olduğunu, hasar bedelini 03.05.2001 'de sigortalısına ödediklerini ileri sürerek, davalı kusuruna isabet eden 1.850.000.000 TL. nin ödeme tarihi 03.05.2001 'den itibaren banka reeskont faiziyle davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Ç. Şti. davalı şoförün kusursuz olduğunu, ayrıca hasarın mahkemece belirlenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı K. kusursuz olduğunu, ceza davasının da henüz sonuçlanmadığım belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dosyadaki belgelere, hasar konusunda alınan bilirkişi raporuna ve Ceza Mahkemesi kararına dayanak teşkil eden Adli Tıp Kurumu raporuna göre davalı sürücünün 1/8 kusurlu olduğunun saptandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 925.000.000 TL. nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Ç. Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK. nun 1301 nci maddesine dayalı, trafik kazası nedeniyle oluşan hasarla ilgili rucüen tazminat davasıdır. Mahkemece davalı sürücü K.'nın sanık olarak yargılandığı G. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2001/10 esas 2002/6 karar sayılı dosyasındaki karara dayanak yapılan Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilerek K. 'nın 1/8 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. BK.nun 53 üncü maddesi gereğince ceza hakiminin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporu ve ceza kararı hukuk davasında önemli bir delil teşkil eder. Somut olayda, mahkemece bu dosyada kusur oranının belirlenmesi yönünden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, sadece zararın saptanması için bilirkişi raporu alınmış, kusur yönünden ise ceza davası neticesi beklenmiş olduğuna göre, Ceza Mahkemesi'nin mahrumiyet ve kusur oranına ilişkin kararının kesinleşmesinin beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesinleşmeyen ceza mahkemesi kararına dayanak alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı Ç. Ltd. Şti. yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Ç. Ltd. Şti.nin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy