(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.07.2004 tarih ve 2003/1042-2004/618 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Kooperatif temsilcileri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyesi olduğunu, aidat borcu bulunduğu iddiasıyla davacı hakkında verilen ihraç kararının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 30.07.2003 gün ve 2002/07 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif temsilcileri, ısrarla taahhütlerini yerine getirmeyen davacı hakkında verilen ihraç kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının 25.12.2002 tarihinde toplam 2.865.725.000 TL. ödeme yaptığı, ikinci ihtarnameden önce yapılan ödemenin ikinci ihtarnamede dikkate alınmadığı, hali ile ihraç kararına dayanak yapılamayacağı gerekçesiyle, davalı kooperatif yönetim kurulunun 30.07.2003 gün ve 2003/7 sayılı ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı kooperatif temsilcileri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının ortağı bulunduğu davalı kooperatife karşı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle alınan ihraç kararının, iptali istemine ilişkindir.
Davalı kooperatif tarafından, davacıya gönderilen 09.12.2002 tarihli ilk ihtarnamede, davacıdan, 30 Kasım 2002 itibariyle ödemesi gereken aidat ve temerrüt faizi dahil toplam 10.358.587.500 TL.nın 10 gün içerisinde ödemesi istenilmiş, 03.01.2003 tarihli ikinci ihtarnamede ise, ilk ihtarnamede yazılı toplam 10.358.587.500 TL'nın tümü ile ödenmediği belirtildikten sonra, 1.ihtarnameyi müteakip kooperatif banka hesabına 2.865.725 TL.nın yatırıldığı belirtilmiş olup, borcun bir ay içerisinde ödenmesi uyarısında bulunulmuştur.
Dairemizin kökleşen uygulamasına göre, her iki ihtarnamenin de aynı dönem borcu içermesi kaydı ile, 1. ihtarnameden sonraki üye ödemelerinin 2. ihtarnamede mahsup edilerek, istenilmesi halinin, ya da ortağın kısmi ödemesinin gösterilmesi halinde, ikinci ihtarnamede istenen bedelin hesaplanabilir olması yeterli olup, bu ihtarnamelerin ihraç kararına esas alınması mümkündür. Dava konusu 1.ihtarnameden sonraki davacının kısmi ödemesi, 2. ihtarnamede açıkça gösterilmiş olup, davacının ödeyeceği bedel konusunda bir tereddüt yaratmamaktadır.
Ayrıca, anasözleşmenin 14/2. maddesi hükmüne göre, ortakların parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktirmeleri üzerine, ihtarname keşide edileceği düzenlenmiş olup, 09.12.2002 tarihli 1. ihtarnamede davacının 30 Kasım 2002 tarihi itibariyle ödemesi gereken borç miktarının aidat ve faiz olmak üzere toplam 10.358.587.500 TL olduğu belirtilmiştir. 05.04.2003 tarihli bilirkişi raporunda da, 06.11.2002 tarihi itibariyle davacının aidat ve faiz olmak üzere toplam borcunun 10.740.660.250 TL olduğu hesap edilmiştir. Buna göre, 1.ihtarnamenin keşide edildiği 09.12.2002 tarihi itibariyle, ödenmesinde 30 gün gecikilen miktar 10.740.660.250 TL olup, anasözleşmenin 14/2. maddesi hükmüne bir aykırılık da bulunmamaktadır.
Davacının ihracına esas alınan 1 ve 2. ihtarnameler ve dolayısıyla ihraç kararında yasa ve anasözleşmeye aykırılık bulunmadığı görülmüş olup, usul ve yasaya uygun olan ihraç kararının iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy