(2918 S. K. m. 108)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.06.2004 tarih ve 2003/376 - 2004/293 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü oldukları ve kaza tarihinde geçerli bir trafik sigortası bulunmayan aracın bir yayaya çarparak ölümüne neden olması dolayısıyla, müvekkil şirketçe hak sahiplerine 23.01.2003 tarihinde (6.837.208.331.-) TL destek tazminatı ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın 23.01.2003 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının olayda tamamen kusurlu bulunan araç sürücüsü ve malikinden rücuan talepte bulunmakta haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (6.103.042.133.-) TL.nin 27.01.2003 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK. nun 108. maddesi uyarınca Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı, hak sahiplerine ödeme yaptıktan sonra kazaya neden olan aracın işletenine ve hataları ile zarara sebep olanlara veya aracın kullanılmasından sorumlu bulunanlara rücu edebilir. Somut olayda da, davacı tarafından mahkeme kararı uyarınca 27.01.2003 tarihinde hak sahiplerine (6.837.208.300.-) TL ödeme yapıldıktan sonra davalı malik ve sürücüye rücu edilmiştir. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda ayrıntılı bir hesap yapılmadan ve görüş belirtilmeden davacının (6.103.042.133.-) TL ödediğinden bu meblağı talep edebileceği belirtilmiştir. Oysa bu meblağ, 08.01.2003 tarihli ödeme emri ile davacıdan talep edilen miktardır. Davacı ise 27.01.2003 tarihinde (6.837.208.300.-) TL ödemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davacının ödediği meblağın ödeme tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep edebileceği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy