(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada E. Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.09.2003 tarih ve 2001/198-2003/403 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı A. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının, TTK. nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı A. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı A. vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rucüen tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile davalı sürücünün 6/8 oranında kusurlu olduğu belirtilerek, bu kusur oranına göre 30.672.750.000 TL. nın tahsili talep edilmiştir. Bu durumda davacı, hem hasar miktarı hem kusur oranı açısından kendisini bağlamış olmaktadır. O halde mahkemece davalı sürücünün %100 kusurlu bulunduğu kabul edilse de, tespit edilen 40.300.000.000 TL. hasar bedelinin ancak 6/8'i oranında olan 30.225.000.000 TL. tazminat miktarına hükmedilebilecektir. Bu durum karşısında mahkemece, 36.672.750.000 TL. tazminat miktarı üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, mümeyyiz davalı vekilinin re'sen temyiz sebebine dayanılarak kararın bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca 04.05.1978 gün ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, dava tarihinden önce ölmüş olan kişiye karşı dava açılamaz. Mahkemenin, davalının dava tarihinden önce öldüğünü öğrenmesi üzerine, davayı mesmu olmadığından dolayı kendiliğinden reddetmesi gerekir. Zira davalının taraf ehliyetinin bulunmaması, dava şartlarındandır. Yoksa ölmüş kişiye karşı açılmış olan davaya, o kişinin mirasçılarına tebligat yapılmak suretiyle mirasçılara karşı devam edilemez. Somut olayda da, davalı T.'un dava tarihinden önce öldüğü anlaşılmasına rağmen mahkemece, mirasçılarının aleyhine yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı A. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı A. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı A. yararına BQZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar H., M., İ. ve E. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy