(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Urla Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.04.2004 tarih ve 2003/278-2004/161 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2006 günde davalı avukatı Yalçın Soydan gelip, davacı vekili tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin 06.05.2003 tarihinde müvekkiline gönderilen yazı ile parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden söz edilerek ihraç edildiğinin ve tanınan 3 aylık sürede de hiçbir ödeme ve üyeliğe dönüş talebi bulunmadığından üyeliğin düştüğü, yaptığı ödeme tutarının banka şubesine havale edildiğinin bildirildiğini, ancak, 19.07.1999 tarihli genel kurulda alınan ihraç kararının noter aracılığı ile tebliğ edilmediğini keza aynı genel kurulda gündemin 9. maddesinde ödeme ve geri dönüş için herhangi bir süre belirlenmediğini, bu nedenle müvekkilinin 21.05.2003 tarihinde üyeliğe dönüş talepli ihtarnameyi keşide ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin ortaklığının yürürlükte olduğunun tespiti ile ortaklıktan çıkarma kararının iptaline, mevcut aidat yükümlülüklerinin ve faizinin kendisinden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, ihraç kararının 28.06.1999 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak 3 aylık hak düşürücü sürede itiraz ya da iptali yoluna gidilmediğinden kararın kesinleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının genel kurul kararı ile kooperatiften çıkarılmasına ilişkin kararın 28.06.1999 tarihinde tebliğ edildiği ve 3 aylık sürede iptal davasının açılmadığı, 21.07.1999 tarihli genel kurul toplantısında ihraç edilen ortakların borçlarını faizleri ile birlikte ödemeleri durumunda üyeliğe yeniden kabul edileceğine ilişkin karar üzerinden de 3 yıllık bir süre geçtiği bu süreden sonra yeniden üyeliğe başvuru isteminin hak, nesafet ve iyiniyet kuralları ile ortaklar arasındaki eşitlik ilkesine ters düştüğü, yönetim kurulunca bu başvurunun onaylanmadığı gerekçesiyle, dava reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kooperatiften ihracına ilişkin kararın iptali ve ortaklığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı kooperatifin yönetim kurulunca davacının ihracı yönünde aldığı 17.6.1999 tarihli kararının, genel kurulun 25.6.1999 tarihinde yapılan toplantısında da kabul edildiği ve bu kararın davacıya 28.6.1999 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 3 aylık hak düşüren sürede dava konusu edilmediği gerekçesiyle red kararı verilmiştir.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesine parasal edimleri yerine getirmediği takdirde yönetim kurulu tarafından ortaklıktan çıkarma kararı verilmesi durumunda çıkarılan ortağın 3 aylık sürede ya genel kurul nezdinde itirazda bulunması ya da doğrudan mahkemeye başvurarak yönetim kurulunun kararının iptalini istemesi gerekmektedir.
Somut olayda davacının ihracına ilişkin yönetim kurulu kararı 17.6.1999 tarihinde alınmış, davacının itirazı olmadığı halde 25.6.1999 tarihli genel kurulda ihraç kararı yeniden görüşülmüş ve ihraç kararı oybirliği ile onanmıştır.
Yönetim Kurulu'nun 17.6.1999 tarihli kararı 24.6.1999 tarihinde davacıya tebliğe çıkarılmış ve 28.6.1999 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mahkemece bu tebliğ sanki genel kurul kararının tebliği imiş gibi değerlendirilmiştir. Oysa tebliğe çıkarılış tarihi itibarıyla henüz genel kurul toplantısı yapılmamıştır. O halde yönetim kurulu kararının tebliğine ilişkin bu tarihin esas alınarak davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığının kabulü doğru değildir.
Davalı kooperatifin 25.6.1999 tarihli genel kurulunda davacının itirazı olmaksızın ihraç kararının yeniden görüşülerek onanması ihraç kararını genel kurulun tasarrufu haline getirmiştir. Ancak, genel kurul kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Mahkemece, davalı kooperatifçe 25.6.1999 tarihli genel kurul kararının davacıya tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması, eğer tebliğ edilmediği saptanır ise davanın süresinde olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle davanın süreden reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy