(6762 S. K. m. 57, 58) (5521 S. K. m. 1) (1475 S. K. m. 17)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.12.2003 tarih ve 2001/857 - 2003/1776 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2005 günde davacı avukatı Okan Gündüz ile davalı avukatı F.Ayla Sargon Karaca, ayrıca davalı asil Bahattin Apak gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince iş akdi feshedilen davalının davacı şirkette çalışırken bulunduğu faaliyetler ve sonrasında davacı ile aynı konuda yayın yapmak üzere kendi çıkardığı dergide yazdığı yazıda davacı şirket ve grubu aleyhinde hakaretamiz sözlerle TTK. nun 57/ı maddesinin tanımladığı anlamda haksız rekabette bulunduğunu ve davalının bu faaliyetinin müvekkilinin kazancını önemli ölçüde düşürdüğünü ileri sürerek, 30.000.000.000.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iş mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkilince iş akdinin feshine dayalı olarak açılan davanın derdest bulunduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve tarafların ticari defterleri üzerindeki bilirkişi incelemesi sonucuna dayanılarak, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra aynı konuda faaliyet gösteren dergi çıkararak haksız rekabet yarattığı, davalının davacıya ait dergide çalıştığı dönemde edindiği bilgi ve deneyimi ile benzer faaliyet yürütmesinden dolayı davacının yoksun kaldığı kazançtan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dilekçesinde davalının iş akdinin feshedildiği Ağustos 2001 tarihine kadar başında bulunduğu ekiple davacıya ait dergiyi çıkardığı, 2001 yılının Nisan ve Mayıs aylarında davacıya bağlı olarak çalıştığı dönemde derginin lisansiyeri olan yabancı kuruluşun yetkililerine gönderdiği elektronik posta iletileri ile yakında davacı şirketten ayrılarak kendi dergisini çıkaracağından bahisle lisansiyer şirketi davacıdan koparmaya çalıştığı, derginin niteliğini ve reklam bağlantılarını kasten düşürerek kazancını azalttığı, davacı şirketten ayrıldıktan sonra çıkardığı derginin Eylül 2000 sayısında davacıyı kötüleyici söz ve beyanları ile TTK.nun 57/ı maddesi anlamında haksız rekabette bulunduğu iddia edilerek sonuç ve istem bölümünde aynen davacının 2001 yılının ilk altı ayında davalı ve yönettiği ekibin davacıya ait derginin çıkarılmasında yeterli özeni göstermemeleri nedeniyle uğradığı 30.000.000.000.-TL maddi zararın davalıya ödetilmesi talep edilmiştir. Görüldüğü üzere, iş akdinin feshi sonrası davalı faaliyetlerinin haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülmüş ise de, buna dayalı bir talepte bulunulmamıştır. Davaya konu tazminat istemi, münhasıran taraflar arasındaki 01.01.1999 tarihli hizmet sözleşmesinden doğan işveren-işçi ilişkisinin sürdüğü dönemden kaynaklanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu'nun işverene bildirimsiz fesih hakkı sağlayan nedenler arasında işçinin sadakat yükümüne aykırılık hali de öngörülmüştür (madde 17/II-d). Esasen davacı işveren de, Ağustos 2001 tarihinde davalının sözleşmesini feshetmiş, daha sonra İstanbul 1.İş Mahkemesi'nin 2001/1153 no.lu dosyasında davalıdan manevi tazminat istemiştir.
Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ilişkisi sürerken davalı işçinin kasıtlı ve kötü niyetli olarak davacıyı zararlandırdığı iddiası ile açılan tazminat davasına 5521 sayılı Kanun'un 1 nci maddesi hükmü uyarınca İstanbul İş Mahkemesi'nin bakmaya görevli olduğu gözetilmeden 14.05.2002 tarihli oturum ara kararı ile davanın TTK.nun 57 ve 58 nci maddelerine dayalı tazminat davası olduğu yolundaki yanılgılı nitelendirmeyle görev itirazının reddi ile uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle kamu düzenine ilişen bu yön bakımından bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy