(1163 S. K. m. 12, 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.09.2004 tarih ve 2004/134-2004/357 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2006 gününde davacı avukatı Ş. Ç. ile davalı avukatı M. A.'ın gelip temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatif tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa ettiği konutlardan bir tanesinin kooperatif ortağı olan davalıya tahsis edilip kat irtifakı tapusunun verildiğini, davacı kooperatifin arsa sahibi ile ortakları için yaptığı konutlara ilişkin inşaatların henüz tamamlanmadığını, arsa sahiplerinin müvekkili aleyhine açtığı tazminat davalarının sonuçlanmadığını, kooperatifin vergi ve sair borçlarının da mevcut olduğunu, ayrıca, 25.10.2003 günlü genel kurulda, yaptıkları iş ve işlemleri ile kooperatifin zarara uğramasına neden olan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin aleyhine gerekli yasal işlemlerin yapılmasına karar verildiğini, bu işlemler devam ederken davalının, davacı kooperatife gönderdiği istifaname ile üyelikten istifa ettiğini, davalının ferdi tapusunu almış olmasının kooperatife olan mali yükümlülüklerinin sona erdiği anlamına gelmeyeceğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, dava konusu taşınmaza vaki müdahalenin önlenmesi ve taşınmazın boşaltılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin genel kurul kararı uyarınca yetkilendirilen yönetimin çıkardığı hesaba göre peşin ödeme yaparak, ibraname ve ferdi tapunun alındığını, ibra sonrası yeni ödenti çıkarılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının, Kooperatifler Kanunu'nun 12 ve anasözleşmenin 13 üncü maddesine uygun olmayan çıkma bildiriminin hukuken geçersiz olduğu, halen ve dava tarihi itibariyle davalının davacı kooperatifteki ortaklık sıfatının devam ettiği ve buna bağlı olarak ortaklık sıfatından kaynaklanan hakları yanında, ortak sıfatından dolayı davacı kooperatife karşı borçlarının da halen varlığını koruduğu, istifa olgusunun hukuken gerçekleşmemesi nedeniyle tapu iptali ve tescil ile müdahalenin önlenmesinin istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı kooperatif ortaklığından çıkan ortağın adına tescil edilen konutun tapusunun iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı ortağın kooperatiften ayrılma iradesini hesap senesi sonundan en az bir ay öncesinde kooperatife bildirmediği ve davalının istifasının Kooperatifler Kanunu'nun 12, anasözleşmenin 13 üncü maddesine uygun olmadığı ve hukuken geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Kooperatif Ana Sözleşmesi'nin 13 üncü maddesinde Her ortak, hesap senesi sonundan en az bir ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabilir. Yönetim Kurulu bu hükme uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibaren bir ay içinde kabulden kaçınırsa, ortak dileğini noter aracılığı ile yönetim kuruluna bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir. hükmüne yer verilmiştir. Kooperatifler Kanunu'nun 12, anasözleşmenin 13 üncü maddesindeki bu düzenleme, Kooperatifler Kanunu'nun 17 ve anasözleşmenin 15 inci maddeleri gereğince, kooperatif ile ilişkisi kesilen ortağa yapılacak ödemelerin muaccel olduğu tarihin tespiti açısından önem taşımakta olup, istifa için öngörülen tarihlere uygun olmama haline ortağın veya kooperatifin karşı çıkmaması halinde mahkemece resen nazara alınabilecek hüküm değildir. Dava konusu olayda da, anasözleşmenin 13 üncü maddesinde yazılı sürelere uygun davranılmamış ise de, davalı vekili, davalının ortaklıktan ayrıldığını temyize cevap dilekçesi dahil, tüm dilekçelerinde kabul etmiştir. Davalının davacı kooperatif üyeliğinden ayrıldığı hususu, davacı ve davalı tarafın kabulünde olduğuna göre, mahkemece davalının kooperatif üyeliğinin sona erdiğini kabul ile işin esasına girilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy