(1163 S.K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada "Bursa Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.10.2004 tarih ve 2003/762 - 2004/536 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı bulunan müvekkilinin 02.02.1999 tarihinde ortaklıktan istifa ettiğini, kooperatife yatırdığı aidat alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibi sırasında kooperatifçe asıl alacağın ödendiğini ancak faiz talebine itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini ve % 40 İcra-inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 25.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında geri ödemelerin 3 yıl ertelenmesine karar verildiğini, buna göre alacağın 26.06.2003 tarihinde muaccel olacağını, müvekkilinin temerrüt tarihi itibariyle faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında görülen önceki davada, aidatların geri istenebileceği tarihin 26.06.2003 olduğu hususunun kesin hüküm haline geldiği, bu durumda ancak yeni icra takip tarihine kadar yasal faiz talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın ( 9.920.880.- ) TL'lik kısmının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ortaklıktan ayrılan davacının, kooperatife yaptığı ödemelerin iadesi amacıyla girişilen icra takibinde talep edilen faiz alacağına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ödemelerin geri istenebileceği tarihin 26.06.2003 olarak kesin hükme bağlandığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmişse de, yapılan bu tespit doğru değildir. Zira, taraflar arasında Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen önceki davada İcra takibi 10.04.2000 tarihinde başlatılmıştır. Oysa davacının ortaklıktan ayrıldığı 1999 yılına ait bilançonun kesinleştiği genel kurul toplantısı ise 05.06.2000 tarihinde yapılmıştır. Mahkeme gerekçesinde, kooperatif anasözleşmesinin 15/1 'inci maddesinde, ayrılan ortakların alacaklarının o yılın bilançosuna göre hesaplanarak bir ay içinde geri verileceğinin düzenlendiği, dolayısıyla alacağın ancak bu tarihte muaccel hale geleceği, kooperatifin geri ödemelerin ertelenmesi hakkındaki kararının ancak bu tarihten sonra açılacak davada irdelenebileceği, henüz muaccel hale gelmemiş bir alacak için açılan davanın süre yönünden reddi gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki önceki davada, muacceliyet tarihinin, geri ödemelerin ertelendiği 26.06.2003 tarihi olarak kesinleştiği hususu doğru değildir.
Kaldı ki, davalı kooperatifçe 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/2'nci maddesine dayalı erteleme kararı alınsa da, bu karar davalı kooperatife sadece yapacağı geri ödemeleri üç yıla kadar erteleme hakkı verir. Bu sürenin sonunda, davacı ortak yine aynı yasa maddesi ile ana sözleşmenin 15/1 'inci maddesi uyarınca, yaptığı ödemelerin iadesini, ayrıldığı yılın bilanço tarihinden itibaren bir ay geçtikten sonra geri isteyebilir. Diğer bir deyişle, davacı ortak tarafından, erteleme süresinin sonunda açılacak davada, ayrıldığı yılın bilançosunun kesinleştiği genel kurul toplantısından bir ay sonraki tarihten itibaren, alacağına temerrüt faizi yürütülmesi talep edilebilir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca, dava konusu alacak, kooperatifin akçalı yükümlülüklerine ilişkin ve genel kurullarda saptanan faiz istemine ilişkindir. Faiz oranları genel kurullarda belirlendiğine ve taraflarca bilinmesi gerektiğine göre, gecikme faizinin de hesap edilebilir nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, likit alacak niteliği kazanan faiz miktarı bakımından da İcra-inkar tazminatı talep edilebileceğinin kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy