(6183 S. K. m. 54) (1086 S. K. m. 432, 433, 438) (492 S. K. m. 2) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bağcılar Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.05.2003 tarih ve 2002/366-2003/1110 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kuruluşuna ilişkin yasaya dayanılarak çıkarılan yönetmelik gereğince yeraltı ve yerüstü sularının kullanım ve taşınmasının müvekkilinin iznine tabi olduğunu, davalının izin almaksızın su taşıması yaptığını ileri sürerek, tarife gereği tahakkuk ettirilen 708.000.000 TL. ceza bedelinin 02.10.2001 tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, yönetmeliğin 9.4.c ve 9.5.c maddeleri gereğince ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin kararlarına göre alacağın 6183 sayılı Yasanın 54 ve devam eden maddelerinde belirlenen yöntemle tahsilinin mümkün olduğunu, davada mahkemenin görevli olmadığını, talep edilen dönemde hiçbir su taşıması yapmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
1-) Mahkemece verilen karar davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine davalı vekili HUMK'nun 433. maddesine dayanarak temyize yanıt ile birlikte katılma yoluyla temyiz isteminde bulunulmuş ise de, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesi gereğince harca tabi olan bu davada HUMK'nun 433. maddesinde öngörülen 10 günlük sürede temyiz harcı yatırılmamış olduğundan HUMK'nun 432/4. maddesi gereğince davalı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dilekçesinde avans oranı üzerinden faiz isteminde bulunulmadığından davacı vekilinin diğer temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
3-) Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 12.maddesi gereğince tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümündeki ücretin 1/2 sinden az bir vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden, davacı yararına 100.000.000 TL yerine davanın kabul edilen kısmının %10 una göre 70.800.000 TL olarak vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir.Anılan bu eksiğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasındaki 70.800.000 rakamı yerine 100.000.000"rakamının yazılması suretiyle kararın düzeltilmiş bu durumu ile ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy