(818 S. K. m. 31, 61, 66)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.11.2003 tarih ve 2001/145-2003/643 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının satıcısı-akreditif lehdarı, müvekkilinin muhabir banka olduğu ihracat işleminde, dava dışı yurt dışı amir bankanın, konşimentoda taşıyıcı firmanın adının yazılı olmadığı gerekçesiyle, ihracat bedelinin rezervli olduğunu davacıya 20.09.1995 günü bildirerek, bedeli bloke ettiğini, müvekkilinin blokede bulunan 12,600 USD meblağı sehven davalıya ödediğini, müvekkilinin bu meblağı amir bankaya 24.04.2000 tarihinde ödenmesi ile müvekkili zararının doğduğunu ve bu tarihte fakirleştiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, evrakların hatasız olduğunu düşünen davacının mal bedelini amir bankadan isteyip, müvekkiline ödediğini, davacının ödemesinin hataya dayanmadığını, zira devam eden başka işlemler sırasında sonradan da tahsil olanağı bulunduğu halde davacının uzun yıllar geri istemediğini, 5 yıl sonra yurt dışı bankanın savının doğru olduğuna inanıp, ona ödeme yapan davacının dava konusu iade talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilin sattığı malın bedelini aldığını, dolayısıyla zenginleşmediğini, davacının muhatabının yurtdışındaki amir banka olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporuna göre, davacı bankanın, amir bankanın 20.09.1995 tarihli rezerv teleksi ile yanlışlığı öğrendiği, ancak bu yazıya itibar etmeyerek davalıya ödeme yaptığı, davalıya ödeme yapmaması gerektiğini davacının bu tarihte öğrenmesinden itibaren BK.nun 31/1-2 nci cümlesinde yazılı bir yıllık süre içinde iptal hakkını kullanarak, davalının evraklarını kabul işleminden dönmesi gerekirken, bunu yapmayarak dava açmasının aynı kanunun 25/1 nci maddesine aykırı düştüğü, ayrıca BK.nun 66 ncı madde hükmündeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, yurt dışına yaptığı ödeme öncesinde tahkim komisyonunun davacının hatasını tespit eden 24.03.2000 tarihli kararının hukuki mütalaa niteliğinde olduğu ve uyulmasının zorunlu olmadığı, dolayısıyla bu karar tarihinin geri alma hakkının doğduğu tarih olarak esas alınamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, vesaik mukabili olarak yapılan ihracat işleminde muhabir banka konumundaki davacı bankanın, akreditif lehdarı-satıcı konumundaki davalı şirkete karşı, nedensiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Akreditifler hakkında milletlerarası yeknesak kurallar ve teamüller uygulamaktadır. ( Bkz.Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Akreditif, Ankara, 1995, sh.163 vd ) Akreditifler yasal olarak düzenlenmemiş olup, genelde akreditif metinlerinde 500 sayılı Milletlerarası Kurallara tabi olunacağı belirtilmektedir. ( Bkz.Prof.Dr. Seza Reisoğlu, Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara, 2000, Sh 382 ) Nitekim, somut olayda da, dava dışı amir bankanın davacıya gönderdiği akreditif açılış küşat mektubunda, İCC ( Uluslararası Ticaret Odası, Dünya İş Organizasyonu ) 500 sayılı kurallardan bazılarına atıf yapılmıştır. Bu kurallara atıf yapılmakla, bu kurallar her iki banka arasında sözleşme hükmü haline getirilmiş olmaktadır. Bu hükümler arasında, davanın tarafları ve konusu ile ilgili, çözüm gösteren kuralların bulunma olasılığının ele alınması gerekir.
Hükme esas bilirkişi kurulu içerisinde, akreditif işlemlerinden anlayan bankacı uzman bir bilirkişiye yer verilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, dava konusu işlem tarihinde geçerli milletlerarası Yeknesak kuralların hangisi olduğu da tespit edilerek, bu konuda uzman bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi kurulundan denetime elverişli bir rapor alınması varsa dava konusu uyuşmazlığa ışık tutacak hükümlerin tartışılması, değerlendirilmesi, sonucuna göre çekişmenin karara bağlanması gerekirken, bu yönden eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy