(1163 S. K. m. 16, 46)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bor Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.12.2003 tarih ve 2003/118-539 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatife 1990 yılından beri ortak olduğunu, haksız olarak hakkında ihraç kararı verildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, davacının ana sözleşmede belirtilen kooperatife ortak olma koşulları taşımadığı için üyelikten çıkarıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının taşıma komisyonculuğu yapmak suretiyle kooperatif anasözleşmesinin 10/4 ncü maddesi hükmü gereğince ortak olma koşullarını kaybettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif genel kurulca alınan ihraç kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf taşıma komisyonculuğu yapmadığını, ileri sürmüş, davalı kooperatif ise davacının ortaklık için gerekli koşulları taşımadığını savunmuş, mahkemece, Şoförler Odası'ndan gelen yazıda ki yanıt gözetilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacının Anasözleşmenin 10/3 ve 5 nci fıkraları hükmünde belirtilen koşullara sahip olsa da somut ve eylemsel olarak taşıma komisyonculuğu yapıp yapmadığı araştırılmaksızın, davacı tarafça itiraz edilen anılan yazı yanıtı gözetilerek davacının nakliye komisyonculuğu yaptığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durumda mahkemece, davalının uzun yıllardan beri kooperatif ortağı olması nedeniyle Şoförler Odasından gelen yanıtı yeterli görmeyip, somut ve eylemsel olarak nakliye komisyonculuğu yapıp yapmadığı araştırılarak, buna göre karar vermek gerekirken, yazılı biçimde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bu nedenle, davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy