(6762 S. K. m. 1301) (3065 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.10.2003 tarih ve 2002/42-2003/632 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortanın, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak, davalı aleyhine açtığı rücu davası sonunda, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararı, davacı sigorta vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan kanıtların tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece de kabul edilen bilirkişi raporunda işçilik ve malzeme bedeli olarak hasar belirlendiği halde bu meblağa KDV'nin dahil olmadığı belirtilmiştir. Eksper raporu ile sigortanın ödemesine göre ise davacı sigortanın sigortalısına hasar bedeli ile birlikte KDV ödediği anlaşılmaktadır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesine göre Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Davacının sigortalısının, verilen zararın onarımı için satın alacağı malzeme ve onarım için gerekli işçilik hizmeti de anılan yasa maddesi gereğince katma değer vergisine tabidir.
O halde, mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak istem doğrultusunda, davacı yararına hükmedilen tazminat miktarına, bu miktar üzerinden hesap edilecek KDV.nin de eklenmesi gerekirken, KDV yönünden tazminatın eksik hesaplanarak, buna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy