(1163 S. K. m. 16/3) (4721 S. K. m. 6)
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.03.2003 tarih ve 2002/797-2003/364 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı kooperatif vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dayalı kooperatifin Üyesi olduğunu, 04.05.2002 tarihli olağan genel kurul ve gündem çağrısının kendisine tebliğ edilmediğini, haricen öğrenip gittiğinde ihraç edilmiş olduğunun söylendiğini, ihraç kararının noter aracılığıyla yapılması gerektiğini, yükümlülüklerinin bildirilmediğini, iki haklı ihtarın tebliğ edilmediğini, davalı kooperatifin birçok üyeyi ortaklıktan çıkarıldığını, bazı üyelerin dava açmasını önlemek için hileli yollara başvurarak dava açma süresini geçirttiğini, usulüne uygun olmayan ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 04.11.2001 tarih ve 284 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile kooperatif üyeliğinden çıkarılmasına karar verilen davacıya ihraç kararını 13.1 1.2001 tarihinde birlikte şahsın babası imzasına iadeli taahhütlü mektupla tebliğ edildiğini, üç aylık süre içinde dava açılmadığını, kararın kesinleştiğini, bildirimlerin iadeli taahhütlü mektupla yapıldığını, noter aracılığıyla bildirilmesinin gerekmediğini, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak davanın reddine istemiştir.
Mahkemece ihraç kararının tebliğ belgesine ekli olduğunun ve tebliğ edildiğinin ispat külfetinin MK. nun 6. maddesi gereğince davalıya ait olduğu ve bu konuda tanık dinletilemeyeceği, davalı tarafından ihraç kararının tebliğinin ispat edilemediği, ıttıla ile dava açma süresinin başladığı, davanın süresi içinde açıldığının kabul edildiği, 1 ve 2 nolu ihtarnamelerin tebliğinin de ispatlanamadığı bu nedenle sonuç doğuramayacağı gerekçesiyle davacının ihracına ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı kooperatif vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kooperatif ortaklığından çıkarılma kararının iptali istemine ilişkindir. Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca çıkarılma kararının onaylı örneğinin ortağa tebliğ edilmesi ve ortak tarafından tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü olup mahkemece re'sen göz önüne alınmalıdır. Somut olayda mahkemece. Tebliğ belgesine çıkarılma kararının ekli olduğunun ve ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin 04.11.2001 tarih ve 284 No'lu yönetim kurulu kararının davacıya tebliğ edildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiş ise de, üzerinde "ihraç tebligatı" yazılı davacı adına gönderilen iadeli taahhütlü mektubun davacının birlikte sakin babası imzasına 13.11.2001 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat söz konusu olup sahteliği ispat edilmedikçe geçerli sayılmalıdır. Kooperatifler Kanunu'nun 16/3 maddesi ve ana sözleşmenin 14/2.maddesi çıkarma kararının noter aracılığıyla yapılması hususunu düzenlemekte ise de bu bir geçerlilik değil ispat koşuludur. Davalı kooperatif ihraç kararı yazılı tebligatı davacıya iadeli taahhütlü mektupla 13.11.2001 tarihinde tebliğ etmiştir. Davanın 11.07.2002 tarihinde açılması karşısında mahkemece davanın süresinde açıldığı yolundaki belirleme doğru görülmemiştir. Tebligatın usulüne uygun olarak yapılmadığını iddia eden davacıdan buna ilişkin delillerinin sorulması davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı belirlenmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı kooperatif yararına BOZULMASINA ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy