(2918 S. K. m. 97) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.10.2003 tarih ve 2003/176-2003/945 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.12.2004 günde davacı avukatı E. gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın karıştığı trafik kazasında F.'nın vefat ettiğini, müteveffanın yakınları tarafından müvekkili aleyhine açılan davanın derdest olduğunu, müvekkiline ait aracın davalı şirkete sigortalı olup, tazminat davasının 14.12.1999 tarihinde davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi gereğince sorumluluğunu yerine getirmediğini ileri sürerek, şimdilik 5.000.000.000 TL.nın ıslah dilekçesi ile, 14.000.000.000 TL.nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, F'nın mirasçıları tarafından sigortalı S. aleyhine açılan davanın derdest olup, henüz 3. kişiye karşı sorumlu olup olmadığı, sorumlu olacak ise, bunun tutarının belli olmadığını, HUMK.nun 237. maddesi gereğince henüz davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, trafik kazasında 3. kişilere zarar veren motorlu araç işleteni olan sigorta ettirenin zarar görenlere tazminat ödemesinde bulunduktan sonra kendi sigortacısından, sigorta limitleri ve koşulları içinde kalan ve gerçek zarara ilişkin bölümünü dava yolu ile talep edebileceği, bunun yanında zarar görenlerin zorunlu trafik sigortasını yapan sigortacıya zararını giderim için başvurup da sigortacı tarafından bu istem nedensiz olarak karşılanmadığı ve bu kişilerce de sigortacı aleyhine dava yoluna gidilmediği hallerde de sigorta ettirenin zarar görene ödemede bulunmadan kendi akidi olan sigortacıya karşı dava açma hakkı bulunmadığı, sigorta ettiren konumunda olan davacının sigorta şirketi aleyhine dava açma hakkı bulunmakta ise de, işbu davanın açıldığı 24.02.2003 tarihi itibari ile kendisinin zarar görenlere karşı herhangi bir ödemede bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerekip, dava tarihi itibariyle davacı sigorta ettirenin davalı sigortacıya karşı rücu hakkının henüz doğmadığı gerekçesiyle, davacının yeniden dava açmakta serbest olmak üzere davanın reddini karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirketin zorunlu trafik sigortalısı olan davacıya ait aracın neden olduğu trafik kazası sonrasında vefat eden şahsın mirasçılarının, davacı S. aleyhine açtığı dava sonrasında hükmedilecek bedelin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta sözleşmesi ile motorlu araç işleteninin, işlettiği aracın üçüncü kişilere verdiği zararlar nedeniyle onlara karşı olan hukuki ve mali sorumluluğu güvence altına almaktadır. Trafik ZMSS poliçesinde sigortalı, poliçede sigortalı olarak gösterilen aracın işletenidir. Trafik ZMSS poliçesi düzenlenirken zarara uğrayacak kişiler o aşamada henüz bilinmediğinden, bu kişilerin ismen poliçede sigortadan faydalanan olarak gösterilmesi dahi mümkün bulunmamaktadır. Bir sigorta şirketine Trafik ZMSS poliçesi ile sigortalı bir aracın üçüncü kişilere zarar vermesi halinde, zarar görenler tarafından sigorta ettiren aleyhinde bir dava açılmadan dahi, sigorta ettiren kişinin üçüncü şahısların zararından sorumlu olduğunu kanıtlaması halinde, sigorta bedelini kendi akidi olan sigorta şirketinden talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu durumda davacı sigortalının üçüncü kişilere karşı verilen zararı kanıtlaması halinde, davalı sigorta şirketine müracaat hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Kaldı ki, dava konusu olayda, davacıya ait ve davalı şirkete zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile üçüncü kişilere zarar verildikten sonra, davacı sigortalı aleyhinde dava açılmış olup, işbu davanın yargılaması devam ettiği sırada, üçüncü kişiler tarafından açılan dava sona ermiş ve davacı sigortalının, aleyhine hükmedilen tazminatı ödediği de anlaşılmaktadır. Mahkemece, usul ekonomisi gereğince de işin esasına girilerek, karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy