(1163 S. K. m. 16, 46, 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.05.2003 tarih ve 2003/176-2003/252 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kooperatif ortağı iken ihraç edildiğini genel kurul nezdinde yapılan itirazının da reddedilip kur'a çekimine dahil edilmediğini ileri sürerek ihraç kararı ile kur'a çekimi işleminin iptalini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair kararı Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece davacının da katıldığı 18.3.2001 tarihli genel kurulda ihraç kararı henüz kesinleşmediğinden hak ve sorumluluklarının devam ettiği, davacının kur'a çekimi işlemi yönünden karşı oy kullanmadığı, muhalefetini genel kurul tutanağına dercetmediğinden Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi gereğince dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. .
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, ihraç kararı ve kur'a çekimi işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı Dairemizce davalı kooperatifin temyiz şekline göre sadece kur'a çekimi işlemi yönünden bozulmuş, mahkemece bozma gerekçeleriyle dava tümden reddedilmiştir. Önceki kararın bozma ilamı kapsamı dışındaki bölümlerinin kesinleştiği, davacı yararına bu konuda kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden, ihraç kararının iptaline ilişkin önceki kararın kesinleşmesi nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair de hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde infazda tereddüt yaratacak şekilde davanın tamamen reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy