(818 S. K. m. 42, 43, 44)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Zeytinburnu Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.11.2003 tarih ve 2001/24-2003/1042 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketlerin endüstriyel atılı sularını arıtmadan müvekkiline ait kanallara deşarj etmeleri sonucu meydana gelen çökmeler nedeniyle kanalların yenilendiğini, eylemlerin sürdüğünü ileri sürerek, şimdilik 400.000.000.-TL.nın temerrüt faiziyle birlikte müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar, Dairemizce ceza zamanaşımının dolmadığı ve esasen haksız eylem devam ettiği için zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçeleriyle, bozulmuş, bozmaya uyulmuştur.
Bozma sonrası birleştirilen davada davacı vekili aynı tür zarar için bu davanın davalılarından 640.000.000.-TL.nın temerrüt faiziyle birlikte müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, birleşik yargılama sonunda, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların kusurlarının ve nedensellik bağlantısının kanıtlanamadığı, normal yıpranma ile çökmelerin olduğu gerekçeleriyle, her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davanın davalıları aleyhine davacının dava açmadan önce yaptırdığı delil tespitleri üzerine alınan bilirkişi raporlarında, davalıların, işletmelerinden, yönetmeliğe aykırı olarak, arıtma yapmadan, endüstriyel atık sularını, davacının kanalına bıraktıkları hususu, suların debileri ile birlikte tespit edilmiş ve kanalın hasar gören bölümleri belirlenmiş olup, bu raporlar tebliğe çıkmış ise de, davalılarca itiraz edilmemiştir. Bu tespitleri benimseyen hükme esas bilirkişi raporunda, atık su miktarlarının işletmelerin özellikleri ve kapasiteleri itibariyle farklılık gösterdiği, bu durumda meydana gelen zararın, davalılardan müteselsilen talep edilmesinin hakkaniyet kuralları ile örtüşmeyeceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Oysa, davalıların eylemleri ile nedensellik bağlantısı içerisinde varlığı belirlenen ve mahkemece de benimsenen zararın, kesin olarak miktarının belirlenememesi halinde, BK.nun 42 vd. madde hükümlerine dayalı takdir hakkını mahkemenin kullanarak, buna göre zararın miktarını tespit etmesi, davacının müteselsil tahsil talebi de gözetilerek, dolayısıyla iç ilişkide önem taşıyan kusur oranları dikkate alınmadan, mahkemece müteselsilen tahsile hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik incelemeye dayalı aksine hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile her iki davada verilen hükmün, davacı yararına ayrı ayrı BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy