(6762 S. K. m. 20, 1301) (818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Düzce Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.9.2003 tarih ve 2002/313-2003/309 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı kooperatif vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil şirkete taşıma sigortası ile sigortalı emtianın davalının aracı ile taşınması sırasında 3.192.892.583 TL değerinde hasar oluştuğunu, bu hasarın müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın yükleme sırasında meydana geldiğini, yüklemenin de gönderenin elemanları tarafından yapıldığını, sorumluluğun bu kişiye ait olduğunu, kendileri açısından kurtuluş kanıtlarının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taşıyanın sürücüsü, yüklemede görev alan kişilerin yaptıkları yüklemeyi denetlemek ve kontrol etmekle yükümlü olduğundan tam kusurlu sayılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararı, davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sırasında meydana gelen hasar bedelinin sigorta ettirene ödenmesi nedeniyle taşıyıcıdan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre, yüklemenin sigortalıya ait olduğu hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sigortalının işçilerinin yüklemesinden dolayı müterafik kusurlu olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, hükme esas alınmayan bilirkişi raporunda, sigortalının %50 kusurlu olduğu belirtilmiş olup, mahkemece bu kusurdan dahi yazılı gerekçelerle taşıyanın sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Oysa, yükleme ve istif göndericiye ait olsa bile, taşıyıcının basiretli bir tacir gibi davranarak nezaret görevi olduğu ilke olarak doğrudur. Ne var ki, taşıyıcının tamamen kusursuz olması halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulabilir ise de, kısmen kusurlu olması durumunda, taşıtan-yükletenin müterafik kusurunun bulunmaması koşulu ile zararın tamamından sorumlu olup, başka bir nedenle indirim yapılması mümkün değildir.
Bu durumda, mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde oluşa uygun ve denetime elverişli bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek, bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )nolu bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 )nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 5.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy