(6762 S. K. m. 20) (3167 S. K. m. 2, 9) (2004 S. K. m. 143) (1086 S. K. m. 74)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.12.2003 tarih ve 2002/525 - 2003/1992 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sattığı mal karşılığı aldığı çekleri keşide eden dava dışı H. Tekstil İthalat ve İhracat Ltd.ne çek keşide etme yasaklısı olduğunu bildiği halde, davalı Bankanın anılan şirkete çek karnesi verdiğini, çeklerin karşılıksız çıktığını, dava dışı şirket hakkında İİK. nun 143 ncü maddesi gereğince borç ödemeden aciz vesikası alındığını, davalının iki ayrı çekten dolayı müvekkilin zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürerek, 10.328.760.000.-liranın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkilinin davacı şirket borçlusu olan,dava dışı H. Tekstil İthalat ve İhracat Ltd.ne çek keşide etme yasaklısı olduğu halde, çek karnesi verdiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, bankacılık ilke ve teamüllerine göre çek karnesi verdiğini,davacı şirketin, borçlusu şirketten ileri tarihli çekleri aldığını,davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen azınlık bilirkişi raporu doğrultusunda, dava dışı H. Tekstil İthalat ve İhracat Ltd.nin 17.11.1999 15.09.2001 tarihleri arasında bankalarda çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten yasaklandığı,bu şirketçe davacı şirkete verilen çeklerin 09.06.2000 ve 16.06.2000 tarihli olduğu,davalı bankaca dava dışı şirkete çek karnesini 18.04.2000 tarihinden sonra teslim edildiğinin banka kayıtlarından anlaşıldığı,davalı bankanın yasaklanan şirkete çek vermekle 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Yasa'nın 2 nci maddesine açıkça aykırı davrandığı, hiç kimsenin aldığı çekten dolayı keşidecinin yasaklı olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, yükümlülüğün tamamen davalı bankaya ait olduğu, BK. nun 44 ncü maddesinde belirtilen müterafik kusurun varlığının söz konusu olmadığı, eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile 9.282.469.352.liranın davalıdan tahsiline, asıl alacak miktarı olan 4.215.385.786.-liraya değişen oranda avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, bankalarda çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten yasaklı dönemde dava dışı şirkete çek karnesi veren davalı bankanın bu eyleminden dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı bankanın 3167 sayılı Kanun 'un 9 ncu maddesi uyarınca, 17.11.1999-15.09.2001 tarihleri arasında yasaklı olan dava dışı şirkete çek karnesi vermek suretiyle bu yasa hükmüne aykırı davrandığı sabit olup,bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Uyuşmazlık, dava dışı şirketten davaya konu iki adet çeki alan davacı şirketin dava konusu olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Çoğunluk görüşünü içeren bilirkişi raporunda tacir olan her iki tarafın basiretli davranmadıkları, bu nedenle her iki tarafın % 50 kusurlu oldukları sonucuna varılmış, mahkemece, davalı bankanın yukarıda anılan yasanın 2 nci maddesine açıkça aykırı davrandığı, hiç kimsenin almış olduğu çekten dolayı keşidecinin yasaklı olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle, tüm sorumluluğun davalı bankada olduğu sonucuna varılmıştır.
Oysa, davacı tacir olup, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Bu nedenle, davacının olayda müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, dava dışı şirketin davalı banka ile olan ilişkileri göz önünde tutularak, davalı bankanın olayda asli kusurlu olduğunun kabulü ile, anılan Kanun'un 1 nci ve 2 nci maddeleri hükümleri ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, yasal faiz talep edildiği halde, HUMK.nun 74 ncü maddesine aykırı istemi aşar tarzda avans faizine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, 11.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy