(1086 S.K.m.84) (6762 S.K.m.772,781)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kütahya Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.10.2003 tarih ve 2003/810-2003/1030 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete taşıması için teslim ettiği çini tabakların hasarlı olarak teslim edildiğini ileri sürerek, ıslah yoluyla 900.000.000.-TL.sı zararının faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, eşyanın kayıtsız şartsız kabulünün dava hakkını düşürdüğünü, meydana gelen zararın ambalaj yetersizliğinden kaynaklandığını, bu nedenle müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce davacının ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği belirtilerek kararın davacı yararına bozulması sonucu, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile 815.500.000.-TL.sının dava tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, 30.01.2003 tarihli bozma kararı üzerine mahkemece yapılan yeni yargılama sırasında davacı vekili tarafından sunulan 12.09.2003 havale tarihli dilekçede ıslah suretiyle, talep edilen tazminat alacağı için yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi istenmiştir. Kural olarak, ıslahın HUMK.nun 84 ncü maddesi uyarınca yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de, 04.02.1948 günlü 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre, hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslah yapılması mümkün değildir. Buna göre, davacı vekili tarafından bozma sonrası yargılama aşamasında yapılan ve davalı tarafça da muvafakat edilmeyen ıslah işlemine dayalı olarak hüküm altına alınan tazminat alacağı için faize karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy