(6762 S. K. m. 56, 57, 58) (554 S. KHK. m. 52)
Taraflar arasında görülen davada Turgutlu Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.10.2003 tarih ve 2001/75-2003/329 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, piyasadaki tuğla fabrikasının ürettikleri tuğlaları, üreten firmanın bilgilerinin ve markasının yazılmasını sağlayan ve "tambur" denilen san maden kaplı, aletin müvekkilince üretildiğini, bu aletlerin üzerinde müvekkilinin marka tescilli "TB" ibaresinin de metal üzerine işlendiğini, bu haliyle bu aletin, tuğla fabrikalarına müvekkilince satıldığını, bu fabrikaların bu aletleri kullandıktan sonra aşınmaları üzerine bunları hurdaya çıkardıklarını, aynı tür aletleri üretip satan davalının, hurdaları fabrikalardan toplayıp, müvekkilinin "TB" markasını tornada sildirerek, tescilsiz kendi "A." markasını metale işletip, daha düşük fiyatla piyasaya sattığını, bazılarında yeterli silme yapılamadığından,"TM" markasının da okunabildiğini, davalının yeni malzeme kullanmadan, müvekkilinin emek ve bilgisi ile ürettiği aynı aletleri işleyerek ucuza satması nedeniyle müvekkilinin piyasasını daralttığını, iltibas oluşturduğunu, bunun haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin önlenmesine, buna ilişkin olan malların toplattırılmasına, maddi tazminat hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, "tambur" üretiminin davacının tekelinde olmadığını, müvekkilinin çeşitli toprak sanayi makinelerinin ve parçalarının üretimini yaptığını ve bunun haksız rekabet olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının markası silinmeden, davalının markası yanında yazılı olarak tamburların piyasaya sürülmesinin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, bunların toplattırılmasına karar verildiği, davacının markasının tamamen silinerek, davalının markasının işlenmesi suretiyle yapılan işlemden sonra satışa sunmanın haksız rekabet oluşturmayacağı, zira davalının da aynı tür üretim yapan bir firma olduğu, davacının bir tekelinin bulunmadığı ve tasarım tescil belgesinin de olmadığı, tamburların renk, şekil ve dizayn itibariyle ilk defa davacı tarafından imal edildiği ve pazarlandığı ve piyasaya benimsetildiği hususlarının davacı tarafça kanıtlanamadığı, davalının serbest rekabet hakkını kullandığı, bu ikinci bölüm üretime ilişkin davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı,davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava,haksız rekabetin tespit ve men'i ile ürünlerin toplatılması istemlerine ilişkindir.
Davacının, üretip pazarladığı dava konusu aletlerin,alıcı fabrikalarca kullanılması sonucu aşınmaları nedeniyle hurdaya çıkarıldığı,davalının hurdaları bu fabrikalardan toplayıp,davacının tescilli markasını tornada sildirerek,tescilsiz olan kendi markasını bu alete işlediği ve piyasaya sürdüğü,bu şekilde kazanç elde ettiği dosya kapsamı ile sabit ve çekişmesizdir.Mahkemece,davalının bu şekildeki eyleminin yazılı gerekçelerle haksız rekabet oluşturmadığı sonucuna varılmış olup,hükmün bu bölümü davacı tarafça temyize getirilmiştir.Yanlar arasındaki çekişme,bu eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
TTK. nun 56 ncı maddesi uyarınca, iktisadi rekabetin objektif iyi niyet kurallarına aykırı her türlü suiistimali haksız rekabettir.Aynı Kanun'un 57/10 ncu maddesi hükmüne göre ise, rakipler hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele yahut mesleki veya mahalli adetler ile tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet etmemek, haksız rekabet oluşturduğu gibi, esasen anılan yasanın 56 ncı maddesi ile hakime;çevreye, zamana ve günün ekonomik koşullarına intibak edebilen geniş ve değişik bir kıstas verilmiş bulunmaktadır. Kanunun amacı, ekonomik alanda doğruluk ve dürüstlük esaslarının ihlalini önlemek olup, bu husustaki genel kural aynı Kanun'un 56 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Yine, anılan yasanın 58 nci maddesinde de, iktisadi bakımdan zarar görenlerin yanında böyle bir tehlikeye maruz bulunanların dahi, haksız rekabet davasını açabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, kullanılmış aletlerin toplanıp tekrar piyasaya arz edilmesinin,davacının pazar payını daraltacağı ve dolayısıyla zarara uğrayacağı muhakkaktır. Davalının bu eylemi, TTK. nun 57/10 ncu maddesinde yazılı "Rakipler hakkında cari olan kanun, nizamname, mukavele veyahut mesleki veya mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet edilmemesi" hükmüne uygunluk arz etmektedir. Her ne kadar tarafların rakip olmadıkları düşünülebilirse de,bu maddenin aynı Kanun'un 56 ncı maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, haksız rekabet hükümleri sadece rakiplerin ekonomik çıkarlarını değil, rekabete dayalı ekonomik düzenin de korunmasını amaçlar.Bu madde hükmü, iyi niyet kurallarına aykırı iktisadi rekabetin her türlü suiistimalini haksız rekabet olarak tanımlamış olup, aynı Kanun'un 58 nci maddesinde ise bundan zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimseye dava hakkı tanımıştır.Davalının eyleminin,davacının emek ve bilgisi ile ürettiği aynı aletleri,kısmen kendi emeğini de ekleyip, işleyerek,ucuza satması şeklinde gerçekleşmesi karşısında,davalının,davacının kısmen de olsa hazır emeğinden yararlandığının, onun piyasasını daralttığının,böyle bir ürünün tamamen davalının emeğini yansıtmadığının ve tamamen bağımsız yeni bir üretim olmadığının kabulü gerekir.Bu ise, genel olarak iktisadi rekabetin suiistimali demektir. Haksız rekabete ilişkin açıklanan hükümler özünde, emek ilkesine aykırı eylemleri konu edinir.Öte yandan, 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 112 nci maddesinde, tescilsiz tasarımların genel hükümlere göre koruncağı da öngörülmüştür.
Serbest yararlanma ve benzetmenin, taklit ve halkı aldatıcı düzeydeki benzerlik boyutuna ulaşması ve bir işletmenin yıllar süren yatırımı ve özenli çalışması sonucunda oluşturduğu imajı simgeleştiren bir ürünün taklidi halinde haksız rekabet vardır. Dürüstlük kurallarına aykırı olmamak koşulu ile herkes başkasının emeğinin sonuçlarından yararlanarak daha iyisini gerçekleştirmek ve rekabete katılmak hakkını haizdir. Ancak, dürüstlük kurallarının ihlal edildiği noktada koruma başlar. Haksız rekabet hukukunun konusu, dürüstlük ilkesine aykırı ticaret yönetim ve uygulamalarına karşı işletmesel çabayı, birikimi ve yatırımı kapsayan emeğin korunmasıdır. (Bkz. Prof. Dr. Ü. Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 1999,1 nci baskı,İstanbul,Sh 29,30).
O halde,mahkemece, yukarıda açıklanan esaslar dairesinde değerlendirme ve inceleme yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,davanın kısmen reddine ilişkin yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy