(1086 S. K. m. 388, 428, 438) (2709 S. K. m. 141/3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.06.2003 tarih ve 2001/9-2003/342 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.12.2004 günde davacı avukatı B. ile davalılar TMSF ve O. avukatı T. gelip, diğer davalılar avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, Y. A.Ş.de bulunan mevduat hesabının, banka yönetimine el konulmasına çok yakın bir tarihte banka yetkililerinin kasdi yönlendirmeleri neticesinde offshore hesabına aktarıldığını, kendisinin gerçekte işlemi Y. Ticaret ve Kredi Bankası ile yaptırdığını, gerçekte paranın off-shore şirketine hiç aktarılmadığını ileri sürerek, davalılardan olan alacağının bankaya el konulma tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, müvekkili aleyhine açılan davanın idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini, kaldı ki, fena husumette yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Davalı A. vekili, müvekkilinin off-shore şirketinin kurucusu ve hissedarı olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı O. A.Ş. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, paranın davacının talimatına istinaden Y. Security Off Shore Bank Ltd. Şti.ne yatırıldığı, davacının kendisine verilen hesap cüzdanına itiraz etmeyerek uygulamayı da benimsediği, davalı Y.'ın ödeme taahhüdüne de girmediği, TMSF aleyhine açılan davanın idari yargıda görülmesinin gerektiği, davalılar A. ve B. Holding'in şahsi sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı Y. Securitiy Off Shore Ltd. Şti. hakkında açılan davanın bu davadan ayrılmasına, diğer davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 388. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararlarının tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin ne olduğu hususunu ihtiva etmelidir. Yine Anayasa'nın 141/3. maddesi de mahkeme kararlarının gerekçeli olmasına amir bulunmaktadır. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da HUMK.nun 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir. Diğer bir deyişle Yargıtay denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkündür.
Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü ise, davada B. Holding A.Ş. davada taraf olmadığı ve karar başlığında da gösterilmediği halde, gerekçe bölümünde sanki böyle bir davalı varmışçasına ve hatta davaya cevap vermişçesine yer almış, davacı tarafından yatırılan davaya konu asıl alacak miktarının ( 7.880.000.000 ) TL. olmasına rağmen nereden belirlendiği anlaşılmayan biçimde bu para ( 3.340.000.000 ) TL. olarak karar geçmiş, böylece kararın gerekçesi tereddüt içeren, müphem bir nitelik kazanmıştır. Böyle bir karar yasaya aykırı olduğu gibi, HUMK.nun 438. maddesine göre Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davacı vekilinin sırf bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 400.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy