(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Erzincan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.3.2003 tarih ve 2001/372-2003/85 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 12.03.1997 tarihinde K Ticaret adı altında işletme açtığını, bu işletmenin işlerinin yürütülmesi amacıyla davalıya aynı tarihte vekaletname verdiğini, davalının vekalet görevini kötüye kullanarak müvekkilini zarara uğratacak işlemler yaptığını, vekaletten azilin tebliğinden önce davalının kendi adına Limited Şirket kurmak suretiyle işyerini kendi ve ortağı adına kaydettirdiğini, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 500.000.000.TL. tazminatın davalıdan tahsiline, malların iadesine, bu mümkün olmadığı taktirde, 3.007.248.000.TL.nın davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, tespit tarihinde tespiti yapılan yerin K Limitet Şirketine ait olduğunu, bu nedenle tespitin müvekkilini bağlamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya göre, davacının vekaletname ile sadece bir takım resmi kurumlarda işlem yapmak üzere yetki verdiği, davalıya her hangi bir şekilde ticarethanesini devretmediği, böylelikle davacının vekaletname akdinin kötüye kullanıldığını ve alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait olup, davalı tarafından işletildiği iddia edilen işyerinin kötü işletilmesi nedeniyle tazminat ve işyerinde bulunan malların aynen veya bedelinin tahsili istemine ilişkinidir.
Davacı, davaya konu yerde bir işletmesinin bulunduğunu, bu yerin işlerinin yürütülmesi için davalıya vekaletname verdiğini, davalının iyi idare edememesi nedeniyle azilname düzenlendiğini, anılan yerde daha sonra davalının iki ortağından biri olduğu Limited Şirket kurulmuş olduğunu sunduğu belgeler ve içerikleri ile ispatlamış olup, taraflar arasında bu yönde uyuşmazlık da bulunmamaktadır. O halde bu davada davacının aktif husumeti ve hukuki yararı bulunması nedeniyle mahkemece iddia ve savunma değerlendirilerek davacının zararı ve alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 4.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy