(6762 S. K. m. 212, 360, 369, 416, 434, 441)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.04.2003 tarih ve 2000/966-2003/369 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduğunu, bu şirketin yasal süre içinde sermaye artımını yapmaması nedeniyle 559 sayılı KHK.nin geçici 2 nci maddesi uyarınca münfesih durumda bulunduğunu, 1991 yılından bu yana genel kurul yapılmadığını, %45 paya sahip diğer davalının yönetiminde olduğunu, 1994 yılından beri kâr payı dağıtmadığını, etkinliklerinin çoğunun dava dışı E Ltd. Şti. üzerinden devam ettirdiğini, kanunen tasfiye memuru sayılan yönetimin süresinin dolduğunu iddia ederek, TTK.nun 434, 441, 212/2 ve ilgili maddeleri uyarınca münfesih olduğunun tespitine, yeni tasfiye memuru atanmasına, 1994 yılından beri dağıtılmayan kar paylarını kapsayacak şekilde tasfiyesinin gerçekleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Mustafa Y vekili, davacılar ile müvekkilinin ortaklığının 1994 yılına kadar devam ettiğini, yönetim kurulu üyesi olan davacı Hüseyin T'ın kendi ve diğer davacıların hisselerini müvekkiline devrettiklerini, dava açmalarında hukuki yararlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, davacı Hüseyin T'ın hisselerini davalılardan Mustafa Y'a devrettiği, 1996 yılında devrin tamamlandığı, diğer davacıların hisselerinin ise devrolunmadığı, davalı anonim şirketin sermayesini zamanında artırmaması nedeniyle 599 sayılı KHK.nin 2 nci maddesi uyarınca münfesih bulunduğu, ancak tasfiyesinin henüz yapılmadığı, yönetim kurulunun süresinin dolduğu, tasfiye memuruna ilişkin sözleşmede hüküm bulunmadığı, yönetim kurulunun bir araya gelerek tasfiye memuru atamayacakları gerekçesiyle, davacı Hüseyin T yönünden davanın reddine davalı şirketin münfesih olduğundan tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Arif B'ın atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalılardan Mustafa Y vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kar payı dağıtılması kararının TTK.nun 360/1 ve 369/1-2 nci ve davalı şirketin anasözleşmesinin 44 ncü maddeleri hükümleri uyarınca genel kurula ait bir yetki olmasına, ortakların doğrudan kar payı dağıtılması yönünde dava açma haklarının bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı anonim şirketin 559 sayılı KHK'nin geçici 2 nci maddesi uyarınca yasal süre içinde sermaye artırımı yapmamasından dolayı münfesih olduğunun tespiti, 1994 yılından beri dağıtılmayan kâr paylarını da kapsayarak, şirketin tasfiyesinin gerçekleştirilmesi ve tasfiye memuru atanması istemlerine ilişkindir.
Davacılar ile, davalı Mustafa Y'ın diğer davalı B Elektrik San.ve Tic.A.Ş'nin ortakları oldukları, davalı şirketin genel kurulunun en son 17.08.1991 tarihinde yapıldığı, aynı tarihli yönetim kurulu kararına göre yönetim kurulu başkanlığına davacı Hüseyin T'ın, üyeliklere ise, davalı Mustafa Y ile davacılardan Kamile T'ın seçildikleri, davacı Hüseyin Tile davalı Mustafa Y'ın münferiden şirketi temsile yetkili bulundukları, davalı şirketin 31.12.1998 tarihine kadar yasal sermaye artırımı yapmadığı, ticaret sicil kaydına münfesih şerhinin işlendiği hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Esasen bu yönler, dosya içeriği ile de sabittir. Davalı Mustafa Y, davacı Hüseyin T'ın diğer davalı şirketteki hisselerini devraldığını savunarak, adi yazılı sözleşmeler ibraz etmiştir. Davacı Hüseyin Tvekili, devir sözleşmelerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, TTK. hükümlerine uygun geçerli bir devrin de bulunmadığını açıklamıştır. Mahkemece, davacı Hüseyin T'ın hisselerini 15.04.1996 tarihine kadar davalı Mustafa Y'a devrettiği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm, yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Zira, davalı şirketin ana sözleşmesinde payların nama yazılı olduğu hükme bağlanmıştır. Nama yazılı pay senetlerin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerekir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde yapılan devir işlemi geçersizdir. Fakat, anonim ortaklığın çıplak paylarının devri biçime bağlı olmayıp, adi yazılı sözleşmeyle de mümkündür. Ayrıca, pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. O halde, mahkemece, nama yazılı pay senetleri çıkarılıp çıkarılmadığı, çıkarılmış ise, devrin TTK.nun 416 ve devamı maddeleri ile ana sözleşmeye uygun bulunup bulunmadığı, pay senetleri düzenlenmemiş ise, çıplak pay devir sözleşmelerindeki imzaların davacı Hüseyin T'a ait olup olmadığı, devrin şirket pay defterine kaydedilip kaydedilmediği, şirkete karşı ileri sürülüp sürülmeyeceği hususları üzerinde durulmadan ve şirket ticaret sicil dosyası, defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan yazılı şekilde Hüseyin T hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Diğer davalı Mustafa Y vekilinin temyizine gelince; anonim şirketler, yasal olarak zorunlu sermaye artırımı yapmadıkları takdirde münfesih duruma düşerler. Ortaklar, şirketin münfesih duruma düştüğünün tespitini talep edebilirler. Anılan dava, şirket tüzel kişiliği aleyhine açılır. Bu davada şirket ortaklarının davalı sıfatı bulunmamaktadır. O halde, mahkemece, davalı Mustafa Y hakkındaki davanın pasif dava ehliyeti ( pasif husumet )yokluğundan dolayı reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalı hakkında olumlu ve olumsuz hiçbir karar ittihaz edilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Mustafa Y vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, kararın, davacı Hüseyin T, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı Mustafa Y vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, davalı Mustafa Y yararına BOZULMASINA, ( 4 ) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı Mustafa Y vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 08.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy