(6762 S. K. m. 1295) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları C.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.06.2003 tarih ve 2000/1076-2003/720 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2004 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın trafik kazası sonucu uğradığı, hasarın tazmin edilmediğini ileri sürerek, (1.011.874.500.-) TL.nın reeskont faiziyle davalıdan tahsilin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yasal beş günlük sürede hasar ihbarında bulunulmadığını, prim ödenmediğinden sigorta güvencesinin başlamadığını, dain-mürtehin bankaca muvafakat verilmedikçe davacının talepte bulunamayacağını, Poliçe Genel Şartları'nın C-3 maddesine aykırı olarak sigortacının rızası alınmadan aracın kullanım biçiminin değiştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı sigortacının yargılamanın her aşamasında, davacı sigorta ettiren tarafından riziko tarihine kadar primin veya ilk taksitinin ödenmediği, bu nedenle TTK.nun 1295/3 ncü maddesi hükmünce poliçeden doğan sigortacı sorumluluğunun başlamadığı savunulmuştur. Bilirkişiler kurulunun asıl ve ek raporlarında da, davacı sigorta ettirenden daha önce makbuz karşılığında abonman sözleşmesi çerçevesinde kümülatif çekler alındığı, uyuşmazlığın kaynaklandığı spesifik poliçenin ilk taksitinin ödendiğinin anlaşılamadığı, davacının 26.11.1999 tarihinde çekle ödendiği iddiasının davalı sigortacının kayıtları incelenerek saptanabileceği bildirilmiştir. Hukukçu ve mühendis bilirkişilerce değinilen bu yön incelenmeden, yani davalının sorumluluğunun temel ön koşulu olan primin veya ilk taksitinin rizikodan önce ödenip ödenmediği saptanmadan ve bu yön gerekçede dahi değerlendirilmeden davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Öte yandan, cevap dilekçesinde ileri sürülen hasar ihbar ve uyuşmazlığın çözüm prosedürü, sigortalı araç üzerinde rehin şartı bulunduğu ve rehin lehdarının muvafakatının alınmadığı, aracın Poliçe Genel Şartları'nın C.3 ncü maddesi hükmüne aykırı olarak poliçedeki hali ve kullanım biçiminin değiştirildiği gibi esaslı savunmalar üzerinde durulmaması, bu hususların araştırılmaması ve gerekçeli kararda hiç tartışılmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş, re'sen temyize dayanılarak kararın bu yön bakımından da bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy