(6762 S. K. m. 624) (818 S. K. m. 224)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.10.2003 tarih ve :2002/820-2003/1347 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.01.2005 günde davalı avukatı A. F. Okan gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı alacaklı lehine ekli taahhütnamede belirtilen 11 adet bononun keşide edildiğini, sözü edilen bonolardan ilk ikisinin vade günlerinde müvekkiline işyerinde ibraz edilmekle ödendiğini, 30.04.2001 vadeli üçüncü bononun da aynı şekilde ibrazı beklenirken, taahhütnamedeki alacaklı lehine düzenlenen hükümlerden yararlanmak amacıyla kötü niyetli olarak ibraz edilmediğini, müvekkilinin tevdi mahalli tayini isteminin de mahkemece reddedildiğini, anılan bononun taahhütnamedeki ağır faiz hükümleri çerçevesinde icra takibine konu edilmesi üzerine de asıl alacak miktarı icra veznesine depo edilerek temerrüt faizine yönelik şikayetin İcra Mahkemesi'nce kabul edilmesine rağmen kararın Yargıtay'ca bozulduğunu, 31.05.2001 vadeli bononun ödeme yerinin gösterilmesi için davalı alacaklıya keşide edilen ihtara da yanıt verilmeyip, diğer vadesi gelmemiş bonolardan muaccel hale geldiğinden bahisle yine protokoldeki ağır faiz koşulundan yararlanmak amacıyla tümü için icra takibi açıldığını ancak, takip dosyasına bono asılları ibraz edilmediğinden şikayet üzerine ödeme emrinin iptal edildiğini, 24.08.2001 tarihine kadar ikinci ödeme emri tebliğ edilmemiş olmasına rağmen, vadesi gelen bono bedellerinin notere emanet edildiğini, emanetteki paranın tahsil edilmesi ile birlikte vadesi gelmemiş 5 adet bono aslının icra dosyasına ibraz ile önceden tahsil edilen 3 adet bono bedelleri de eklenerek yeni ödeme emri gönderildiğini, davalının tüm bu aşamalardaki kötü niyetinin açık olduğunu, taahhütnamedeki muacceliyet ve faize ilişkin koşullarının TTK. nun amir hükümleri ve BK.nun 224. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin mütemerrit olmadığının ve sözleşmenin uygulanmasının olanaksızlığının tespiti ile taahhütname gereğince davacının ödemesi gereken USD cinsinden borcun TL. ye uyarlanmasını, bu suretle iadesi gereken tutarın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının taraflar arasında imzalanan taahhütnameye aykırı olarak bono bedellerini ödemede temerrüde düştüğünü, kendisine ödeme emri tebliğ edilmeden ve vadeden önce TTK. nun 624. maddesine göre bono bedellerini notere tevdi ederek temerrütten kurtulması mümkün iken bu yola gitmeyip takipten sonra bu yönde yapılan işlemlerin temerrüdü ortadan kaldırmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna atıfla, tarafların karşılıklı olarak serbest iradeleri ile imzaladıkları sözleşme ile döviz bazında ticari ilişkiye girdikleri ve bu ilişki çerçevesinde davacının 11 adet bonoyu davalıya vererek 375.000 USD borçlandığı, ekonomik kriz nedeniyle USD. nin TL. karşısında değer kazanmasından davacının gördüğü zarar kadar davalının da aynı şekilde USD bazında ticaret yapmış olması nedeniyle zarar gördüğünün tartışmasız olduğu, bu nedenle edimler arasında oransızlıktan söz edilemeyeceği, ülkede daha öncede yaşanan ekonomik krizlerin bilinmesine rağmen davacının USD bazında borçlanmasının kendi basiretsizliğini gösterdiği, bu nedenle eldeki davayı açmasından hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 400,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy