(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.05.2002 tarih ve 2001/573 - 2002/327 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, taahhuk ettirilen kullanım bedelinin tahsili için yapılan icra takibine itiraz ettiğini iddia ederek, davalının itirazının iptaline, inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaçak tespitinin yapıldığı işyerinin önceden de aboneliği bulunmadığını, başkalarının kaçak kullandığı enerji bedelinin de müvekkilinden istendiğini, en son kullanıcısından beyanname aldıklarını, iddia edilen kadar borcun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının kaçak elektrik kullandığı, yanlış hesaplamaya bağlı olarak fazla kullanım bedeli istendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 221.594.971.-TL üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Ancak, rapor, karar vermeye elverişli nitelikte değildir. Zira, bilirkişice kaçak kullanım bedeli hesaplanırken davalıdan önce kaçak olarak elektrik kullanan şahsın beyanı esas alınarak ve bu beyanda geçen endeks verileri doğru kabul edilerek rapor hazırlanmıştır. Davalının tespit yapılan yerde kiracı bulunduğu, abonesiz olarak elektrik kullandığı hususu taraflar arasında çekişme konusu değildir. Uyuşmazlık, kullanılan kaçak elektrik bedelinin nasıl tespit edileceği noktasında toplanmaktadır. Davacı, şartları mevcut olduğu takdirde sözleşme yapmak zorunluluğu bulunan, tekel niteliğinde hizmet sunan bir kurumdur. Bu nedenle, sözleşme yapmaksızın karşılıksız elektrik kullanım halinde taraflar arasında sözleşme benzeri bir ilişkinin kurulduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla kaçak kullanım bedelinin tespitinde Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği'nin hükümleri esas alınmalıdır. O halde, mahkemece, bilirkişi raporuna yönelik davacı vekilinin ciddi itirazları da nazara alınarak, kaçak kullanım bedelinin Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği'nin 41 ve devamı maddeleri hükümlerine göre belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy