(818 S. K. m.104/son)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ordu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.09.2003 tarih ve 2001/47-2003/583 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.01.2005 günde davacı avukatı H. Çelikel ile davalı avukatı E. Özdemir gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.i Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı G. Meşrubat Kol. Şti.'den alacağına karşılık olarak verilen 30.07.1998 ve 28.07.1998 tarihli iki adet toplam 14.815.000.000 TL. lik çeklerin süresinde bankaya ibraz edildiğini, ancak, bankaca çeklerin kaybedildiğini, çek iptali kararına dayanarak keşideci şirket aleyhine açılan alacak davası sonucunda elde edilen karara dayanarak şirket ve ortakları aleyhine girişilen icra takibinde de borçlu şirketin ve ortaklarının aciz halinde olduklarından tahsilat yapılmadığını, keza davalı bankanın kusuru nedeniyle şirket ve şerikleri hakkında kambiyo senetlerine özgü takip yapılamadığını, çek yasasına dayalı hakların kullanılamadığını ve sonuçta çek bedeli ile işlemiş faizleri yanında dava ve takip masrafları tutarında zararları doğduğunu, bunun yanında 3162 sayılı Yasanın koruyuculuğundan yararlanamamaktan ötürü manevi üzüntüye duçar kaldıklarını ileri sürerek, 40.370.639.583 TL. maddi 5 milyar TL. manevi TL. manevi tazminatın reeskont oranı üzerinden temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının çekin keşide tarihi itibariyle keşideci şirketin borca batık olduğunu bildiği halde eski çeklerin yerine dava konusu ettiği çekleri aldığını, karşılıksız olduğunu bile bile bankaya ibraz ettiğini ve daha sonra almak üzere bankada bıraktığını, keşidecinin, keşide tarihinden önce piyasaya yüklü miktardan borcunun bulunduğunu, ipotek, rehin ve hacizlerin keşide tarihinden önceki tarihlerde mevcut olduğunu, dava konusu olayın 03.08.1998 tarihinde meydana gelmiş olması nedeniyle tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, aynı konuda açılmış ve halen sonuçlanmamış dava bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının bankaya ibraz ettiği çeklerin karşılığının bulunmaması halinde arkasına bu hususun şerh edilerek iadesi gerekirken bankaca alıkonulduğu ve bilahare de kaybedildiği, çekler kaybedilmemiş olsaydı davacının anılan çeklere dayalı olarak bedellerini tahsil olanağının bulunduğu, ancak, kayıp nedeniyle davacının keşideci ve şeriklerinden alacağını tahsil etme yollarına başvurup bir sonuç alamadığı, bu şekilde bankanın BK.nun 390. maddesi gereğince özen borcuna uymayarak davacının zararına neden olduğu, çeklerin kaybedildiği tarih ile dava tarihi arasındaki işlemiş reeskont oranı üzerinden temerrüt faizi ile birlikte çek bedellerini ve keşideci ile şerikleri aleyhine yapılan işlemler nedeniyle yapılan masraflardan bankanın sorumlu bulunduğu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, 14.813.000.000 TL. ana para ve 23.512.639.683 TL. işlemiş faiz toplamı 38.327.639.583 TL. nın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile, 827.548.000 TL. yargılama giderinin de yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dışı keşideci şirketin aleyhine girişilen icra takiplerinin, bankaca kaybedilen çeklerin keşide ve ibraz tarihlerinden sonraki tarihlerde açılmış olması nedeniyle keşideci şirketin ibraz ve keşide tarihleri ve öncesinde borca batık ve çeklerin karşılıksız olduğunun kanıtlanamamış bulunmasına, davacının talebinin, bankaca kaybedilen çekler nedeniyle uğradığı zarara ilişkin bulunmasına, mahkemece hükmedilen miktarın da bu nedenle faiz niteliğinde olmadığından kararın BK.nun 104/son maddesine aykırılığının söz konusu olmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir edilen 400,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.540,00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy