(2004 S. K. m. 257, 258, 265)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.11.2003 tarih ve 2003/1352 D.İş-2003/1352 D.İş sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi alacaklı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati hacze itiraz eden borçlular vekili, müvekkillerinin 2.772.263 Euro kredi borcu nedeniyle alacaklı karşı taraf banka lehine farklı derecelerde toplam 5.500.000 Euro ipotek tesis edildiğini şahsi kefalet de verildiğini, bu durumda İİK.nun 257 nci maddesi hükmüne aykırı olarak verilen ihtiyati haciz kararının yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, kaldırılmasını itirazen talep ve dava etmiştir.
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, ipoteklerin borcun tamamını karşılamadığını, dava dışı T.İ Bankası A.Ş. ile davacı borçlular arası protokolün müvekkili ile ilişkilendirilemeyeceğini savunarak, talebin reddini istemiştir.
Mahkemece, dava dışı T.İ Bankası A.Ş. ile borçlular arasında imzalanan 20.10.2003 tarihli protokol içeriğine göre, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkindir.
Mahkeme, dava dışı Türkiye İ Bankası A.Ş ile borçlular arasında imzalanan protokol içeriğine göre, itirazın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, bu protokolün tarafı, bu davada ihtiyati haciz isteyen Türkiye H Bankası A.Ş. olmadığı gibi, bu protokolün bu davanın konusu olan alacak ile de bir ilgisi bulunmamaktadır. Alacaklı vekili, bu protokolün, müvekkili bankaya karşı emsal olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, 27.10.2003 havale tarihli dilekçesi ile bildirmiş iken, mahkemece, esasen bu protokolün alacaklı banka ile ilgili olup olmadığı noktasında bir tartışma ve gerekçe de ortaya konmamıştır.
Öte yandan, ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde, ihtiyati haciz kararına konu alacakların bir bölümünün ipotek ile, bir bölümünün kişisel kefaletler ile teminat altına alındığı iddia edilmiştir. Mahkemece, itiraz nedenleri olarak borçluların dayandıkları bu iddia üzerinde de hiç durulmamıştır.
Kişisel kefalet bulunsa bile, alacaklı ihtiyati haciz isteyebilir. Çünkü, kefalet, rehin değildir ( Bkz.Prof.Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Cilt 3, 1993, Ankara, 3 ncü Baskı, Sh.2502 ).
Bu durumda, davanın bu açıklamalar çerçevesinde ele alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen alacaklı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, bu taraf yararına BOZULMASINA, 22.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy