(556 S. KHK m. 7, 14, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çaycuma Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.10.2003 tarih ve 2002/210-2003/683 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 14.01.1988 yılından beri tescilli "GÖKÇE" markasını ürettiği ayçiçek yağı için kullandığını, davalı şirketin ise "GÖĞCEN" markalı yağları 2000 yılı 8 nci ayında piyasaya sürdüğünü, yaptıkları araştırma sonucunda davalının 07.10.1997 tarihinden geçerli marka tescil belgesi aldığını 29.03.2002 tarihinde öğrendiklerini, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/6 ncı maddesi hükmüne uyan davalı tescilinin iptali gerektiğini, kullanım şekli ve ambalajının müvekkili ile aynı olduğunu, davalının tescilli markasını kullanmaması ve üretim yapmamasının tescilin kötüniyetli olduğunu da gösterdiğini ileri sürerek, davalının 189008 nolu marka tescilinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin henüz üretim yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 14 ncü maddesinde markayı kullanma halleri olarak sayılan herhangi bir kanıt sunmadığı, aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 42/c bendi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının tescil ettirdiği markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 42/c bendi yollaması ile aynı Kararname'nin 14 ncü maddesi hükmü koşullarının, davalı vekilinin davaya 16.09.2002 tarihli yanıt dilekçesinde müvekkilinin mal üretimi yapmadığını savunması ve 5 yıllık sürenin bu tarih itibariyle yargılama sırasında dolması karşısında, davacı lehine oluştuğu görüşünü bildiren bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalının markasını tescil ettirerek korumanın başladığı 07.10.1997 tarihi ile davanın açıldığı 09.04.2002 tarihi arasında 5 yıllık süre dolmadığı gibi, esasen davacı vekili dava dilekçesinde ve 25.09.2002 havale tarihli dilekçesinde, davalının davadan önce 2000 yılının 8 nci ayında piyasaya mal sürdüğünü iddia etmiş, davalının üretim veya satış yeri adresini bildirmiş, davalı ürününün ambalajının bir fotoğrafına da bu dilekçelerde dayanmış ve dosyaya da ibraz etmiştir. Bu durumda, gerekçede dayanılan yasa maddesi koşullarının oluşmadığı esasen davacı iddiası ile dahi sabit ve davacı bu madde hükmüne hiç dayanmamış iken, davayı sadece bu çerçevede ele alan mahkemenin vardığı bu sonuç, isabetli değildir.
Bu durumda, mahkemece, dava dilekçesinde aynı Kararname'nin dayanılan 7/b bendine atıf yapan 42/a bendine ilişkin hükümsüzlük nedeni üzerinde durularak, iddia ve savunmanın bu çerçevede değerlendirilmesi, bilirkişi kurulu raporunda bu maddeye ilişkin bildirilen görüşün tartışılması, davalı vekilinin rapora itirazının da karşılanarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönlerden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy