(6762 S. K. m. 1263) (1086 S. K. m. 288, 289, 290)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Besni Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.11.2003 tarih ve 2002/536-2003/298 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarlasında bulunan ürününü dolu ve yangın rizikolarına karşı müvekkil şirkete sigorta ettiren davalının ( 588.000.000.- ) TL tutarındaki sigorta bedelini 30.08.2002 vade tarihinde ödemediğini, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, ( 670.000.000.- ) TL.nın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı şirkete sigorta yapılması için herhangi bir müracaatının olmadığını, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, %40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalının davacı şirkete zirai sigorta yaptırdığı ve sigorta bedelini ödemediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Dava, dolu ve yangın sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigortacı tarafından, taraflar arasında bir sigorta sözleşmesi bulunduğu ve davalının prim borcunu ödemediği iddia edilmektedir. TTK.nun 1263 ncı maddesi uyarınca sigorta akitleri şekle tabi akitlerden değildir. Bu nedenle sigorta poliçeleri aktin geçerlilik koşulu olmayıp sadece tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren bir ispat aracıdır. Ancak HUMK.nun 288 vd. maddeleri uyarınca dava konusu alacağın miktarı itibariyle senetle ( kesin delille ) ispatı zorunlu olup davalının açık kabulü olmadan tanık dinlenemez. Somut olayda ise mahkemece, davacı sigortacı tarafından düzenlenmiş herhangi bir poliçe olup olmadığı dahi araştırılamadan, tanık beyanlarıyla yetinilerek karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı taraftan kesin delilleri sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayanarak hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy