(6762 S. K. m. 1301) (7201 S. K. m. 21) (2918 S. K. m. 85) (2004 S. K. m. 194)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 23.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.12.2002 tarih ve 2001/469 - 2002/1035 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı Hakkı B vekili ek karar ile asıl kararında temyizini istemiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.12.2003 günde davalı avukatı Metin C gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların işleten, sürücü ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın, müvekkilince kasko sigortası yapılan araca çarparak hasarlandırdığını ileri sürerek, TTK.nun 1301 nci maddesi gereğince sigortalıya ödenen 980.000.000.-TL.nın davalılardan rücuan tahsilini istemiştir.
Davalılar, yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı Hakkı Bağcı vekilinin temyiz istemi süresinde olmadığından bahisle temyiz istemi reddedilmiştir.
Davalı Hakkı B vekili, ek karar ile birlikte esasa yönelik karara karşı temyiz isteminde bulunmuştur.
1-Mahkeme kararı, temyiz eden davalı Hakkı'ya Tebligat Kanunu'nun 21 nci maddesine göre tebliğ edilmeye çalışılmış, ancak anılan tebligat yasanın bu hükmü ile Tebligat Tüzüğü'nün 28 nci maddesine uygun değildir. Zira, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.12.1993 tarih 1993/18-778-876 sayılı kararında da belirtildiği gibi Tebligat Kanunu'nun 21 maddesine göre yapılacak tebliğlerde muhatabın tebligat saatlerinde adresinde bulunmaması durumunda adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, kapıcı, yönetici, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik edilerek beyanlarının tebliğ tutanağına yazılıp altının imzalatılması, imzadan çekinme halinde de bu durumun yazılarak tebliğ memurunca imzalanması gerekmektedir. Dava konusu kararın tebliği sırasında komşusuna haber verildiği belirtilmiş ancak adı yazılan komşunun imzası alınmamıştır. Bu durum ise tebliğin usulüne uygunluğunu tevsik açısından hakimin denetimini sağlamaya olanak vermemektedir. O halde usulüne uygun olarak mahkeme kararı tebliğ edilmediğinden, mahkemenin HUMK.nun 432/4 ncü maddelerine dayalı temyiz isteminin reddine yönelik kararın kaldırılması ve işin özüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2-Tazminata konu kaza 22.09.1999 tarihinde meydana gelmiştir. Davalı Hakkı B ise aracı 11.05.1999 tarihinde diğer davalı Mustafa B 'ya satmış ve 11.06.1999 tarihinde de satış aracın trafik kaydına işlenmiştir. O halde davalı Hakkı B 'nın Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devam eden maddelerinde düzenlenen işleten sıfatı kaza tarihinde ortadan kalkmış olduğundan bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği düşünülmeden aleyhine hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3-Öte yandan, davalı A Sigorta A.Ş.nin iflas ettiği Dairemize intikal eden başkaca dosyalardan bilinmektedir. İİK.nun 194 ncü maddelerine göre müflisin taraf olduğu hukuk davaları acele haller dışında ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durdurulması gerekmektedir. Mahkemece yasanın bu amir hükmü gözetilmeksizin yargılamanın sürdürülüp hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin 03.03.2003 tarihli kararının kaldırılmasına, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy