(3095 S. K. m. 2) (6762 S. K. m. 12, 806) (818 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.11.2003 tarih ve 2002/211-2003/673 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ve karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar ve karşı davalılar vekili, asıl davada müvekkillerinin murisi Salih Ö'in davalının işlettiği trene binerken trenin aniden hareket etmesi sonucunda Batman İstasyonunda trenle peron rıhtımı arasına düşerek yaşamını yitirdiğini ileri sürerek, şimdilik ölenin eşi Bedriye için 200.000.000-lira, kızı Büşra için 100.000.000-lira, oğlu Özcan için 101.000.000-lira, birleştirilen davada ise, ölenin eşi için 8.482.345354-lira, kızı Büşra için 1.533.124.999-lira, oğlu Özcan için 2.000.499.999-lira maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ve karşı davacı vekili, ölenin hareket halindeki trene kapalı kapıdan binmeye çalışması sırasında kazanın meydana geldiğini, kusurun tamamının ölende olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiş, karşı davada ise, kaza nedeniyle oluşan 639.611.280-lira tehir ücretinin kaza tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davacılar ve karşı davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davacılar ve karşı davalılar vekili, karşı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporları doğrultusunda, davacıların murisi Salih Ö'in olayda %85, davalının işletmenin %15 oranında kusurlu oldukları, ölenin vasıflı işçi olduğu, bu nedenle davalı vekilinin tazminat hesabında asgari ücretin esas alınarak tazminatın belirlenmesi gerektiği yönündeki itirazın yerinde görülmediği, olayın haksız eylemden kaynaklandığı, karşı davada ticari faiz işletilmesinin istendiği, bu istemin yasal faiz olarak değerlendirildiği gerekçeleriyle, asıl ve birleşen davanın tamamen, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 4489 sayılı Yasa ile değişik 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca kanuni faiz oranının Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı alınarak belirlendiği, ticari işlerde ise kısa vadeli avanslara uygulanan avans oranının istenebileceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle, istemin avans faizi yada en yüksek ticari faiz olarak yapılmasının gerektiği, değişiklikten önce de ticari faiz isteminin yasal faizi ifade edip, reeskont faizinin ticari faiz olarak uygulandığı göz önünde tutulduğunda davalı-karşı davacı tarafça talep edilen "ticari faiz" isteminin yasal faizi ifade ettiğinin kabulü gerekmesine göre, mümeyyiz vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, destek süresinin ne olması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacılardan murisin oğlu Özcan için destek süresini rüşt yaşı + askerlik çağı sonu ( 20 yaş ) olarak belirleyen ve hesaplamayı anılan yaşa göre yapan bilirkişi raporu hükme dayanak yapılmıştır.
Oysa, Hakim, her somut olayda, destek ölmeseydi, daha ne süre ile destek olacak idiyse bu süreyi destek süresi olarak kabul eder. Ana-babaya yardımda, bunların yaşama süreleri, çocuklara yardımda ise, çocukların çalışmaya başlama süresi esas alınır. Çocuklarda, kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre, farklı süreler kabul edilmektedir, bunun dışında, esasen çalışmaya başlama yaşı olarak rüşt yaşı olan 18 yaş esas alınmaktadır
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacılardan Özcan için destek süresine ilişkin olarak, davacılar-karşı davalılar vekilince de, aksi iddia ve ispat edilmediğine göre, bu davacı için rüşt yaşı olan 18 yaş esas alınması ve buna bağlı olarak tazminat hesabı yaptırılmasına ilişkin, davalı-karşı davacı vekilinin hesap bilirkişisi raporuna itirazı ve yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak, ek rapor alınmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulü ile hüküm davalı -karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy