(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.12.2003 tarih ve 2002/715-2003/1138 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin TTK.nun 1310 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Trafik kazası tespit tutanağı incelendiğinde üç aracın karıştığı kazada davalı sürücü Nami Ö asli kusurlu bulunmuş, diğer sürücülerin ise kusursuz olduğu belirtilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda ise, davalı Nami Ö %75 oranında kusurlu bulunmuş, mahkemece bu rapor doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir. Davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesine ekli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda ise, aynı kaza dolayısıyla davalılar aleyhine açılan başka bir davada, davalı sürücü Nami Ö %25 oranında kusurlu bulunmuştur. Buna göre, mahkemece esas alınan bilirkişi raporunda davalı taraf sürücüsüne yüklenen kusur oranı ile aynı kaza nedeniyle açılan başka bir rücu davasında alınan bilirkişi raporu arasında davalı sürücüye yüklenen kusur oranları arasında farklılık bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, mahkemece raporlar arasında mevcut bu çelişkinin giderilmesi için davalıların temyizlerinde dayandıkları diğer dosya da getirtilmek suretiyle, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Kabul şekline göre de;davalıların kazadan dolayı davacıya sigortalı araçta meydana gelen hasardan kusurlarına isabet eden kısım ile sorumluluklarına karar verilmesi gerekirken, hakkında takip ve dava açılmayan diğer araç işleteni ve sürücüsünün kusuruna isabet eden hasar miktarının da davalılara yükletilerek, tüm hasar bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen, reddedilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince yargılamayı vekilleri vasıtasıyla takip eden davalı taraf yararına vekalet ücreti tayin edilmemesi de doğru olmayıp, kabul şekline göre kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ), ( 2 ) ve ( 3 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy