(4077 S. K. m. 10/A, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.02.2003 tarih ve 2002/515-2002/233 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kredi kartı sözleşmesine dayalı olarak 698.022.048.-TL. nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalıya, dava dilekçesi tebliğ edilememiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna doğrultusunda, davanın kabulüne, takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, kredi kartı üyelik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 10 ncu maddesine eklenen 10 /A madde hükmünde kredi kartı ile ilgili düzenlemeye yer verilmiş ve tüketici kredisine ilişkin 10 ncu maddeye atıf yapılmış olup, 23/1 nci madde hükmü karşısında, bu davaya bakmak tüketici mahkemelerinin görevine girmektedir. Öte yandan, bu davalar aynı kanunun 23/2 nci madde hükmüne göre, harçtan muaftır. Mahkemelerin görevi, dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gereklidir.
Somut olayda, Kastomonu'da müstakil bir tüketici mahkemesi bulunmamaktadır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 22.6.1995 tarih ve 437 sayılı kararına göre, tüketici mahkemesi kuruluncaya kadar bu mahkemelerde görülmesi gereken davalara asliye hukuk mahkemesi üçten az ise, bir numaralı asliye hukuk mahkemesinin bakması gerekmektedir. Karar yerinde, tek asliye hukuk mahkemesi olduğu karar başlığından anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, bu davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmasına ilişkin bir ara kararı verilerek, yukarıda belirtilen yasa hükümleri çerçevesinde davanın ele alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, genel mahkeme sıfatıyla davanın sonuçlandırılması bozmayı gerekmiştir.
Öte yandan, dava tahsil davası olarak açıldığı halde, itirazın iptali şeklinde hüküm kurulmuş olması da kabul şekli bakımından doğru bulunmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy