(818 S. K. m. 63)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 8.4.2003 tarih ve 2001/3-2003/49 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili nezdinde çek hesabı bulunduğunu, 8463538 numaralı, 600 milyon TL bedelli ve 8463539 nolu 580 milyon TL bedelli çeklerin 2.2.2000 günü provizyon yoluyla ödenmesine rağmen, sistemdeki hata sonucu hesaptan düşmediğini, hesap bakiyesinin çeklerin bedelleri altına düşmesi halinde kısa vadeli kredilere uygulanan faiz tahakkuk ettirildiğini, davalının çek bedellerini ödemesine rağmen faiz ve vergileri ödemediğini iddia ederek, 467.261.595 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kusurun tamamen davacı çalışanlarında olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ya ait çeklerin hesabından düşülmeden ödendiğini, ödeme anında hesabın müsait bulunduğu, negatife düşmesinin sebebinin sonraki hesap hareketleri olduğu, davalının sözleşmeye uygun ihtar edilmediği, davacının talepte bulunma hakkının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankadaki hesaptan provizyon yoluyla ödenen çek bedellerinin sistem hatası sonucu hesaptan düşülmemeleri nedeniyle kullanılan paraya tahakkuk ettirilen faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davalının, davacı nezdinde çek hesabı bulunduğu, keşidecisi olduğu 8463538 numaralı, 600.000.000 TL bedelli ve 8463539 numaralı, 580.000.000 TL bedelli çeklerin provizyon yoluyla hamillerine 02.02.2000 günü anılan hesaptan hamillerine ödendikleri, ancak sistem hatası sonucu ödenen tutarların çek hesabından mahsup edilmedikleri, davalının bu hesaptaki parayı kullandığı, bilahare çek bedellerinden 600.000.000 TL sını 13.10.2000 tarihinde 580.000.000 TL sını da 19.10.2000 tarihinde rızası ile ödediği hususlarında taraflar arasında çekişme bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sebepsiz yere kullanılan paranın faizinin iadesi gerekip gerekmediği yönünde toplanmaktadır. Davalının, hesabından düşülmesi gereken çek bedellerini nedensiz olarak iade anına kadar kullanması, açığa kredi hükmündedir. Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, bu tür davalarda haksız iktisapta bulunan tarafın temerrüde düşürülmesine gerek olmaksızın, haksız iktisap tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmelidir. Sebepsiz zenginleşme hallerinde, zenginleşme anından iade anına kadar açık kredi ilişkisi nedeniyle davalılardan bu para için faiz istenebileceği, bu faizin BK.nun 63 ncü maddesinde öngörülen "zenginleşmede iade" kapsamı içinde olduğunun kabulü gerektiği doktrinde genellikle benimsenmektedir. ( Bkz.Dr. H.Becker, İsviçre MK.şerhi, BK. madde 63 şerhi, sh.392, A.Von Tuhr, Borçlar Hukuku Umumi Esasları, çeviri, sh.438. Dr. M.Turgut Öz Öğreti Ve Uygulamada Sebepsiz Zenginleşme, İst.1990, sh.173-175 )O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dahilinde inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 4.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy