(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 110) (1086 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.03.2003 tarih ve 2002/317-2003/181 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının, TTK. nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili ve görevli Tuzluca Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı şirkete kasko sigortalı araca davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı bulunduğu aracın çarpmasından kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davada, işleten, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısının yer aldığı durumlarda davanın hukuki dayanağı TTK. nun 1301 nci maddesi yanında 2918 sayılı Kanun'un 85 ve devam eden maddelerinde yazılı hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıktır. Bilindiği gibi ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, HUMK. nun 9/2 nci maddesi uyarınca dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği, aynı kanunun 21 nci maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Bunların yanında ve öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110 ncu maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, zorunlu ve ihtiyari sorumluluk sigortası yapan şirketler aleyhine de işleten ve sürücü ile birlikte açılması halinde hem bu kanun, hem de HUMK. nun 9 ncu maddesi uyarınca bu davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir. 2918 sayılı Yasa'nın 110 ncu maddesinin son cümlesinde yer alan kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de, dava açılabileceği kuralı kesin yetki kuralı olmayıp davacıya tanınan bir seçimlik haktır.
Bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Dairemizin kararlılık gösteren uygulamasında da, davada zorunlu mali sorumluluk sigortacısının yer alması halinde, sigorta rücu davasının bu davalının ikametgahında da açılması mümkün bulunmaktadır.
Dava konusu olayda, 2918 sayılı Yasa'nın 110 ncu maddesine uygun olarak zorunlu mali sorumluluk sigortacısının ikametgahı mahkemesinde dava açıldığına göre, davanın haksız fiilin vuku bulduğu ortak yetkili yer mahkemesinde görülmesi gerektiğine ilişkin mahkeme kararı doğru görülmemiştir. Mahkemece, davanın yetkili mahkemede açıldığı kabul edilerek, bir kısım davalıların yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken, yetki itirazında bulunmayan davalı sigorta şirketi için dahi yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy