(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 495)
(Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yön. m. 16, 26, 31)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.09.2002 tarih ve 2002/356-873 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine rücu davası sonucunda mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 13.3.2002 havale tarihli dava dilekçesinin altında ekler bölümünün 3 nolu bendinde tebliğ pulu yazılı olduğu, aynı tarihte 65.900.000 TL başvurma harcı alındığı, dava dilekçesinin esasa kaydedilerek tensip yapılıp, 21.5.2002 tarihine ilk duruşma gününün verildiği görülmüştür. Mahkemece, 21.5.2002 tarihli celsede, davacı vekilinin dava dilekçesiyle tebligat yapılması için posta pulu ibraz etmediği, bu nedenle taraflara duruşma gününün tebliğ edilemediği, mahkeme kaleminde posta pulu bulunmadığından tebligat yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle HUMK.nun 409. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına, daha sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 16/son maddesinde vezne teşkilatı olan yerlerde harç ve masrafları veznedarların alacakları, 26. maddesinde görevli memurların mahkemeye gelen evrakları dosyalarına koyup, icaplarına göre muameleye tabi tutacağı, 31. maddesinde mahkemeye ibraz olunan vesikaların nasıl kaydolacağı belirtilmiştir.
Mahkemece, anılan hükümler gözetilmeksizin dava dilekçesi kabul edilerek esasa kaydedildiğinin gerekli işlemlerin yerine getirildiğine karine oluşturduğu, pulların eksik olduğu hususunda dava dilekçesi teslim alınırken tutanak düzenlenmediği, bu durumun davacı taraf aleyhine yorumlanamayacağı, HUMK.nun 409. maddesinde "oturuma çağrılmış olan tarafların hiç biri gelmediği..." denildiği halde tarafların duruşmaya dahi çağrılmadıkları, resmi fondan pul kullanılmak suretiyle davacı vekiline bu konuda muhtıra gönderilebileceği düşünülmeden yazılı gerekçeyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy