(6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 133/1) (2918 S. K. m. 109/3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Üsküdar Asliye 4. Hukuk Mahkemesince verilen 01. 12.2003 tarih ve 2003/745 - 2003/1 1 13 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe 'layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK'nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davacı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, dava kasko sigortasından kaynaklanan rücu tazminat alacağının tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, olay tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde icra takibi yapılmadığı, istemin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda, kaza 10.08.2000 tarihinde meydana gelmiş, kasko sigortacısı olan davacı, sigortalısına ödeme yaptıktan sonra 20.02.2003 tarihinde davalılar aleyhine icra takibi başlatmıştır. Ancak, icra takibine başvurmadan önce alacağının ödenmesi için davalılara ayrı ayrı başvurmuş, davalı sigorta şirketi, zarara neden olduğu iddia edilen aracın trafik sigortacısı ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı sıfatıyla 30.04.2001 tarihinde vermiş olduğu cevabi yazılarında düzenlediği ibraname örneklerini de ekleyerek imzalanmaları halinde talep edilen miktarların ödeneceğini bildirmiştir. Davacı vekili, bilahare 12.09.2003 tarihinde alacağın 307.000.000 TL lık kısmının davalı işleten tarafından ödendiği, bakiyesi için yapılan icra takibine davalıların haksız itiraz ettikleri iddiasıyla temyize konu itirazın iptali davasını açmıştır.
BK'nun 133/1 nci maddesi borçlunun borcunu ikrar etmesini, özellikle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil vermesini zamanaşımını kesen sebepler arasında saymıştır. Öte yandan, KTK'nın 109/3 ncü maddesinde de, zamanaşımının tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesi halinde sigortacıya karşı da kesilmiş sayılacağı, sigortacı bakımından kesilen zamanaşımının tazminat yükümlüsü bakımından da kesileceği hüküm altına alınmıştır. O halde, mahkemece, anılan yasal düzenlemeler de dikkate alınarak davacının kanıtları arasında sunduğu 30.01.2001 tarihli cevabı yazıların içerikleri ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilip, sonucuna göre davalıların zamanaşımı defilen hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy