(1163 S. K. m. 16/son)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.10.2003 tarih ve 2002/1356-2003/1063 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.02.2005 günde davacı avukatı M.Şener Yardım ile davalılardan kooperatif avukatı Levent Nazlı ve diğer davalı Nilüfer Güntekin gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin B 2.Blok 14 nolu bağımsız bölüm için davalı kooperatife ortak olduğunu, daha sonra hakkında verilen ihraç kararının iptal edildiğini, bu arada yerine Nilüfer Güntekin'in ortaklığa kabul edilerek ( 14 ) nolu dairenin bu kişiye, bir başka dairenin ise müvekkiline tahsis edildiğini bildirerek, ( 14 ) nolu dairenin tapusunun hükmen müvekkili adına tescilini talep etmiş, birleştirilen davada ise aynı istem Nilüfer Güntekin'e yöneltilmiştir.
Davalılar vekillerince, davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve kooperatif kayıtları üzerindeki bilirkişi incelemesi sonucuna dayanılarak, davacının ihraç kararını iptal ettirmesinden sonra yönetim kurulunun 23.01.2002 günlü kararı ile borçlarının ödenmesi kaydı ile davacının ortaklığının devamının kararlaştırıldığı, bu kararın eski ortaklığın devamı değil, yeni bir ortaklığın kabulü suretiyle oluştuğu, 18.05.2001 tarihli yönetim kurulu kararı ile ( 14 ) nolu daire tahsis edilerek ortaklığa kabul edilen davalının kazanılmış haklarının ortadan kaldırılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatif ortağı olan davacının devir yolu ile ortaklığa kabulü sırasında devredene tahsisli dairenin daha sonra hakkında başlatılan ortaklıktan ihraç prosedürü sürecinde ortaklığa alınan davalı Nilüfer Güntekin'e tahsis ve ardından tapu kaydı oluşturulmasının davacının ortaklık hakkını çiğnediği iddiasına dayalı hükmen tescil istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacının davalı kooperatif ile olan ortaklık bağ ve ilişkisinin kesintiye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Bu olgunun sağlıklıca saptanması için davacının ortaklık ilişkisi seyrinin incelenip, değerlendirilmesi gerekir.
17.03.1999 tarihli noter sözleşmesi ile 169 nolu ortak Hatice Çakaloz B2 Blok 14 nolu dairedeki ortaklık payını davacıya devretmiş, buna uygun devir bildirimi üzerine toplanan kooperatif yönetim kurulunun 20.03.1999 tarih ve 17 sayılı kararı ile davacının 175 nolu ortaklığı kabulüne karar verilmiştir. Daha sonra 28.07.2000 tarihli yönetim kurulu kararı ile de akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş, ancak bu karar davacıya tebliğ edilmemiştir. Hakkındaki bu işlemi haricen öğrenin davacı, 26.06.2001 tarihinde açtığı dava ile ortaklığının tespitini talep etmiş, mahkemece, dava sürerken kooperatif yönetim kurulunun aldığı 31.12.2001 tarih ve 63 sayılı kararla davacı hakkındaki ihraç kararının iptali, borçlarını ödemesi kaydı ile ortaklığının devamı yönündeki karara dayanılarak davacının ortak olduğunun tespitine karar verilmiş, temyiz edilmeyen bu karar 11.10.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Bu gelişmeler sırasında davalı Nilüfer Güntekin 13.05.2001 tarihli yönetim kurulu kararı ile, davaya konu ( 14 ) nolu daire için ( 200 ) nolu ortak olarak kaydedilmiştir.
1163 sayılı Kooperatif Kanunu'nun 16/son maddesi hükmünce haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz ve bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.
Açıklanan bu olgular, karşısında mahkemece kooperatif yönetim kurulunun 31.12.2001 tarihli kararının davacı bakımından yeni bir ortaklığın kabulü biçiminde yorumlanması isabetsizdir. Davacının ortaklığı hiçbir zaman son bulmamış, hakkında verilen ( ve tebliğ edilmeyen ) ihraç kararı, daha sonra kooperatifçe tek yanlı olarak geri alınmış ve davacının ortaklığının devamına karar verilmiştir. Bu devam kararının şarta bağlı olduğu, davacının borcunu ödemesi kaydı ile ortaklığının devamının kararlaştırıldığı düşünülse bile davalı vekilinin 10.01.2003 tarihli cevap dilekçesinde 31.12.2002 tarihi itibariyle davacının borcunun ( 106.249.775 ) TL. gibi çok cüz'i bir miktardan söz edilmesi, borcun tamamına yakınının yatırıldığını göstermektedir.
Davacının ortaklık ilişkisinin kesintisiz devam ettiğinin kabulü ile diğer kanıtlar da değerlendirildikten sonra uyuşmazlığın çözümü gerekirken, davacının hukuki durumunun yanılgılı saptanmasına dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy