(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 83, 185, 195)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.10.2003 tarih ve 2002/642 - 2003/1282 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı M. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi P.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin, TTK'nun 1301'inci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraflar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın asıl alacağın ödenmesi nedeniyle bununla ilgili karar tesisine yer olmadığına, 478.625.000.-TL faizin davalı M'den alınmasına, davalı A. hakkındaki davanın atiye bırakılmasına dair tesis edilen hüküm, davalı M. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında mümeyyiz davalı vekili 02.04.2003 tarihli ıslah dilekçesi ile önceki savunmalarının tamamını ıslah ederek, davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, ıslah yoluyla zamanaşımı savunması yapılamayacağı gerekçesiyle bu yöndeki davalı savunması nazara alınmamıştır. Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesine denir. Mümeyyiz davalı vekili zamanaşımı def'ine ilişkin savunmasını daha önceki beyanlarında ileri sürmemiş, ilk kez ıslah sırasında bu hususu öne sürmüştür. Buna göre, esasa cevap süresi içinde ileri sürülmediğinden, davacı tarafın savunmanın genişletilmesi yönündeki itirazıyla karşılaşması mümkün olan zamanaşımı def'inin böyle bir itiraza uğramadan doğrudan ıslah yolu ile yapılmasında usule aykırı bir yön bulunmadığı gibi, somut olayda ıslah yolu ile ileri sürülen zamanaşımı def'ine karşı davacı vekili verdiği cevapta, davanın zamanaşımına uğramadığı yönünde açıklamalarda bulunarak, zamanaşımının esasına ilişkin cevap vermek suretiyle davalı tarafın savunmasını değiştirmesine zımnen muvafakat göstermiştir.
O halde mahkemece, davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki davalı savunmasının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususa ilişkin savunmanın yazılı gerekçe ile nazara alınmayarak anılan konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmediğinden, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy