(818 S. K. m. 47, 49) (4721 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.12.2003 tarih ve 2001/549-2003/133 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı şirkete ait otobüste yolcu olarak bulunan müvekkillerinin otobüsün kaza yapması sonucunda yaralandıklarını, davacı Nur I'ın 1989 doğumlu olup kaza sonucu bacağında derin ve sabit yaralar kaldığını, sayısız ameliyatlar geçirdiğini, evlenme şansını önemli ölçüde yitireceğini, kaza nedeniyle bir süre okuluna devam edemediğini, okulda özel tuvalet yapıldığını, bakıcı tutulduğunu, ruhen ve bedenen tarifi mümkün olmayan acılar çektiğini, davacı Elif I'ın kaza tarihinde beş yaşında olduğu çeşitli yerlerinden yaralandığını, sağ ve sol ayağında sabit eserler kaldığını, küçüklerin annesi Zeynep I'ın uzun süre hastanede tedavi gördüğünü, çehresinde ve kollarında sabit eserler kaldığını aynı kazada çocuklarının da yaralandığını gördüğünü, ağır psikolojik travmalar geçirdiğini, davalı şirketin bir takım faturaları ödediğini ancak davacıların 12 yıl sonra yapılacak ameliyatlarının bulunduğunu ve yüksek miktarları içerdiğini ileri sürerek Zeynep I için 100 milyar, Nur I için 250 milyar, Elif I için 50 milyar olmak üzere 400 milyar tazminatın, maddi tazminat hakları saklı tutulmak üzere faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin kaza anından itibaren davacıların sağlık, ulaşım gibi giderlerini karşıladığını, davacıların bedeninde kalıcı izler bulunmadığını, istenen tazminat miktarının fahiş olduğunu, bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların olay tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandıkları, işlerinin aksadığı, tedavi gördükleri, mali ve sosyal durumlarına göre manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağı gerekçesiyle, çektikleri ızdırap ve üzüntüleri dikkate alınarak davacı Zeynep I için 10.000.000.000, Nur I için 25.000.000.000 TL, Elif I için 5.000.000.000 TL. manevi tazminatın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalıya ait otobüste yolcu olarak bulunan davacıların meydana gelen kaza nedeniyle uğradığı manevi tazminat istemine ilişkindir. BK.nun 47 nci maddesi hükmüne göre, hakim özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı altında hak sahiplerine verilebilecek tazminatı adalete uygun olarak belirlemelidir. Bu tazminat, zarara uğrayanlarda bir huzur duygusu oluşturmalıdır. Tazminatın sınırı, onun amacına uygun olarak belirlenmelidir. Diğer bir deyişle, takdir edilecek tazminat miktarı mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her somut olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri karar yerinde objektif bir biçimde göstermeli ve bu taktir hakkını MK.nun 4 ncü maddesine göre hukuka ve hakkaniyete uygun olarak kullanmalıdır.
Kaza tarihinde 11 yaşında olan davacı Nur'un bacaklarından ameliyat olduğu, 5 yaşındaki Elif'in ayaklarında, küçüklerin annesi Zeynep'in sol kolunda yaralanmalar olduğu ve vücutlarının çeşitli yerlerinde izler kaldığı, tedavinin henüz tamamlanmadığı göz önüne alınarak; olayın meydana geldiği tarih, davacıların yaşı, evlenme ve iş bulma olanakları, kaza sonucu oluşan yaraların iyileşme süresi, işgörme kaybına uğrayıp uğramadıkları ile tüm hususlar birlikte değerlendirilerek manevi tazminata hükmedilmelidir. Bu itibarla davalı yararına daha ılımlı bir tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 529.900.000 lira harcın temyiz edene iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy